Tüm dünyada hızla artan önemli bir sağlık problemi: Kalp Yetmezliği
Özellikle ciddi kalp yetmezliği olan hastalarda diyete dikkat edilmemesi, yoğun tuz tüketimi ve günlük olarak vücuttan uzaklaştırılan sıvıdan daha fazla sıvı tüketilmesi vücutta sıvı birikimine dolayısıyla da kalp fonksiyonlarının daha da azalmasına ve böbrek kanlanmasında azalmaya yol açar. Bu hastalarda böbrek fonksiyonlarının bozulması vücutta sıvı birikiminin daha fazla artmasına ve kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan tedavilerin etkinliğinin azalmasına neden olur.
Su ve tuz kısıtlaması önemlidir.
Kalbin pompaladığı kanın %20’si böbreklere ulaşır. Kalbin pompalama fonksiyonunun azaldığı kalp yetersizliğinde böbreklere ulaşan kan miktarı azalmaktadır. Böbrekler vücutta su ve tuz miktarının azaldığı algısına kapılarak su ve tuz tutulumunu arttırırlar. Bu durum ödem denilen vücuttaki şişliklere sebep olmaktadır. Bu nedenle kalp yetersizliği olan hastalarda su ve tuz kısıtlaması yapılması, su ve tuz attırıcı ilaçlar önerilmesi gerekir.
Kalp fonksiyon bozukluğu, ister akut ister kronik olsun, böbrek üzerinde belirgin olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Zaman içinde kalbin pompaladığı kan miktarı azalınca böbrekteki süzme faaliyeti yavaşlar ve bu zamanla böbreğin fonksiyonlarının da yavaşlamasına sebep olur. Bu durum kalp yetersizliği hastalarının zaman içerisinde böbrek hastası olmaya aday olmasının nedenidir. İlaç tedavisi ve perhizin yeterli olmaması durumda kalbin iş yükünü azaltmak için diyaliz ve benzer uygulamalarla biriken su ve tuzu atmak gerekli olabilir. Bu sebeple kalp yetersizliği hastalarının hem kardiyolog hem de nefrolog tarafından izlenmesi doğru bir yaklaşım olacaktır.
Böbrek hastalarında kalp takibi şart.
Böbrek atardamarının anatomik olarak dar olması, böbreğin su ve tuz atılımındaki işlevinin bozulması, salgıladığı hormon miktarı ve işlevindeki bozukluk yüksek tansiyona sebep olmaktadır. Yüksek tansiyonun verdiği olumsuz etki kalpte birtakım değişikliklere neden olur. Ayrıca vücutta su ve tuz tutulumu kalbin yükünü daha da arttırarak kalp yetersizliği belirti ve bulgularının belirginleşmesine yol açmaktadır. Potasyum, kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi minerallerin miktarındaki dengesizlikler kalp ritminde ciddi bozulmalara ve tedavisi zor aritmilere sebep olabilir. Tüm sebepler böbrek hastalarının kalp yönünden yakın takibini gerektirmektedir.
Kan dolaşımının yaklaşık %20’sini alan böbrekler kalp yetersizliği olan hastalarda en ciddi etkilenen organların başında gelir.
Kalp yetmezliği beraberinde böbrek yetmezliğine de sebep olabilmektedir. Kişide oluşan ödem hastanın nefes darlığına neden olarak günlük aktivitesini, dolayısıyla da yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Kalp yetmezliğinin derecesine göre böbreklere ulaşan kan miktarı azaldığı için klinik tabloya böbrek yetmezliği de eklenmektedir. Ciddi kalp yetersizliği olan hastalarda yeterli kan dolaşımının sağlanamaması nedeniyle diğer organlarda da fonksiyon bozukluğu gelişebilmektedir.
Böbreklere zarar verebilen ilaçları kalp yetmezliği olan hastaların kullanması durumunda bu zararlı etkiler daha yoğun bir şekilde ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle ağrı kesiciler, antibiyotikler, anjiyografi sırasında kullanılan kontrast madde ve benzeri ilaçların ciddi kalp yetmezliği olan hastalarda kullanımı kısıtlanmalıdır. Ayrıca bu tarz hastalarda ishal, ateşli hastalıklar gibi ani sıvı kaybı, yeterli sıvı tüketiminin olmadığı durumlarda ve yoğun idrar söktürücü kullanımı gibi vücuttan yoğun sıvı kaybının yaşandığı koşullarda böbrek yetersizliği kolaylıkla gelişebilir.
Özetle, özellikle ciddi kalp yetersizliği olan hastalarda hem aşırı sıvı tüketimi hem de vücuttan aşırı sıvı kaybı böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere neden olabilmektedir.
Genel olarak bakıldığında kalp yetersizliği olan hastalarda böbrek yetmezliğinin gelişmesinin engellenmesinde en önemli nokta: Diyet.
Hastanın günlük sıvı ihtiyacı değerlendirilirken hem aşırı sıvı alımından hem de yetersiz sıvı alımından kaçınılmalı, kilosu günlük takip edilmeli ve hastanın şikâyetlerinin devam etmediği/olmadığı sabit bir kilodayken takip edilmeye çalışılmalıdır. Hastanın kilosunun arttığı ve nefes darlığı gibi bulguların olduğu durumlarda hekim kontrolü altında idrar sökücü tedavilerin dozu arttırılarak ve sıvı kısıtlaması yapılarak hastanın normal kilosuna dönmesi amaçlanmalıdır. Bu hastalarda günlük tuz alımı mutlaka kısıtlanmalı ve günlük tuz tüketimi 5 gramın altında tutulmalıdır.
Ciddi kalp yetersizliği olan hastalarda böbreklere zararlı etkileri oluşabilecek -özellikle ağrı kesici ve antibiyotik- ilaçların kullanımı kısıtlanmalıdır. Böbrek yetmezliği gelişen hastalarda, hastanın normalde düzenli olarak kullandığı ilaçların dozları doktor denetiminde yeniden ayarlanmalıdır. Bu hastalarda; ilaçlı tomografi, ilaçlı MR, anjiyografi gibi kontrast madde kullanılan işlemlerden önce mutlaka böbrek fonksiyonları açısından değerlendirilmeli ve işlem sonrası gelişebilecek herhangi bir böbrek yetmezliği açısından takip edilmelidir.
Böbrek yetersizliği gelişmiş olan hastalarda tedavi hastaya özel planlanmalıdır.
Sıvı açığı olan hastalarda günlük sıvı alımı arttırılmalı, diüretik yani idrar sökücü tedavisi azaltılmalıdır. Sıvı fazlalığı olan hastalardaysa sıvı kısıtlaması yapılması ve idrar sökücü tedavinin arttırılması gereklidir. Aşırı sıvı yükü olan hastalarda idrar sökücü tedavinin emilimi bozulabileceği için damar içi idrar sökücü tedaviler denenebilir. Bu tedaviler başarılı olmazsa diyaliz yöntemleri kullanılabilir. Tüm bu tedaviler nefroloji hekiminin gözetiminde uygulanmalıdır.
Böbrek nakli oldu, kalp yetmezliğinden de kurtuldu!
Orman’ın tedavisini başlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakli Cerrahisi Uzmanı “Hasta bize geldiğinde kalp hareketlerinde ciddi bozulma vardı. Kalp yetmezliği aslında böbrek yetmezliğinden kaynaklanıyordu. Böbrekteki sorun çözüldüğünde otomatik olarak kalp de düzeliyor. Müdahale etmeseydik kalbi bir yerden sonra bu durumu tolere edemeyeceği için hayati tehlike ortaya çıkacaktı. Nevzat Bey örneğindeki bir hastanın bir yıl içinde sağ kalma olasılığı %50’nin altında. Bu nedenle riskli bir operasyondu.” dedi. Ameliyat öncesinde hastaya ardışık diyaliz uygulayarak vücuttaki fazla sıvıyı çektiklerini anlatan Genel Cerrahi Uzmanı, ardından Orman’a oğlu Emrullah Orman’dan (24) alınan böbreğin nakledildiğini anlattı. Nevzat Orman nakille hem böbrek hem de kalp yetmezliğinden kurtuldu.
“Normal bir insanın kalp krizi geçirme riski birken, böbrek hastalarının 30-40 kat daha fazla.”
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erim Gülcan, böbrek hastalarının kalp krizi geçirme oranının daha fazla olduğunu belirterek, ”Normal bir insanın kalp krizi geçirme riski birken, böbrek hastalarında 30-40 kat daha fazla.” dedi. Gülcan, yaptığı açıklamada, uzun süre böbrek yetmezliği olan bir vücutta kalbin kasılmasının azaldığını, dolayısıyla kalp yetmezliğinin görüldüğünü söyledi.
Simbians’ta yer alan diğer hastalıkları keşfedin.
Kaynaklar
https://kosuyolueah.saglik.gov.tr/TR-219262/kalp-yetmezligi-ve-bobrek.html Uz. Dr. Murat GÜCÜN, Nefroloji Uzmanı, Kalp Yetmezliği ve Böbrek, 03 Ağustos 2018.
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Yayım Tarihi: 03.11.2021, Erişim: 29.04.2023. http://www.yeditepehastanesi.com.tr/bobrek-nakli-oldu-kalp-yetmezliginden-de-kurtuldu