Bu içerikle, ayrık beyin sendromunun ne olduğunu, neden oluştuğunu, nasıl keşfedildiğini ve insan beyninin gizemli işleyişine dair bize neler öğrettiğini öğreneceksiniz.
Bazı konular vardır ki, okurken insana hem “vay be!” dedirtir, hem de kafasını karıştırır. Ayrık beyin sendromu da tam böyle bir konu. Beynin kendi içinde nasıl “ikiye bölündüğünü” duyunca ilk tepkiniz şaşkınlık olabilir. Ama merak etmeyin, birlikte adım adım anlamaya çalışacağız.
Bu yazımda, ayrık beyin sendromunun ne olduğunu, neden oluştuğunu ve bizi “ben kimim?” gibi sorularla nasıl baş başa bıraktığını paylaşacağım.
Hadi başlayalım.
Ayrık Beyin Sendromu Nedir?
Ayrık beyin sendromu (ya da İngilizcesiyle split-brain syndrome), beynin sağ ve sol yarımküreleri arasındaki iletişimin bozulduğu bir durumdur. Bu bozulma genellikle cerrahi bir işlem sonrası ortaya çıkar. Beynimizin iki tarafı aslında bir kablo ağı gibi bir yapıyla – korpus kallozum – birbirine bağlıdır. Bu yapı sayesinde sağ ve sol beyin birbiriyle haberleşir.
Ancak bazı durumlarda (özellikle şiddetli epilepsi hastalarında), bu yapı cerrahi olarak kesilir. Amaç, bir yarımkürede başlayan nöbetin diğerine sıçramasını önlemektir. İşte bu noktada, beynin iki tarafı artık birlikte değil, ayrı ayrı çalışmaya başlar. Ve işte o zaman işler ilginçleşir…
Peki Neden Böyle Bir Şey Yapılıyor?
Ayrık beyin sendromu genellikle ilaç tedavisine dirençli epilepsi hastalarında görülür. Kişi çok sık ve ağır nöbetler geçiriyorsa, doktorlar beynin iki tarafı arasındaki bağlantıyı keserek nöbetin yayılmasını önlemeye çalışır.
Bu işleme kallozotomi denir. Kulağa korkutucu gelebilir ama aslında hastanın yaşam kalitesini ciddi oranda artırabilir. Nöbetlerin şiddeti ve sıklığı azalır. Ancak bazı bilişsel etkiler de kaçınılmaz olur.
Ne Gibi Etkiler Ortaya Çıkar?
Bu durumun en ilginç tarafı, kişinin günlük yaşamında genellikle hiçbir sorun yokmuş gibi görünmesidir. Konuşur, yürür, çalışır, hatta sohbet bile eder. Ama bazı özel testlerde “vay canına!” dedirtecek şeyler yaşanır.
Mesela;
Gördüğünü Söyleyememe
Kişiye ekranın sol tarafında bir nesne gösteriliyor. Diyelim ki bir anahtar. Kişiye soruluyor:
“Ne gördün?”
Cevap: “Hiçbir şey.”
Ama ardından sol eliyle (yani sağ beynin kontrol ettiği el) bir kutudan nesneler seçmesi isteniyor. Tahmin edin ne yapıyor? Anahtarı doğru seçiyor!
Yani görüyor ama bunu dile dökemiyor. Çünkü dili yöneten sol beyin, sağ beynin gördüğü bilgiye ulaşamıyor.
Ellerin Birbiriyle Çatışması
Bazı durumlarda kişiler gömleğini iliklerken bir eli düğmeleri kapatıyor, diğer eli açıyor! Adeta biri yapmak istiyor, öbürü bozuyor. Sanki aynı bedende iki ayrı karakter varmış gibi… Bilim insanları bu durumu “çatışmalı eller” (intermanual conflict) olarak adlandırıyor.
Peki, Bu Durum Bize Ne Anlatıyor?
Ayrık beyin sendromu sadece tıbbi değil, felsefi bir tartışma da başlatıyor.
Ben” dediğimiz şey gerçekten tek bir yapı mı?
Yoksa beynimizin her yarısı kendi içinde ayrı bir zihin mi barındırıyor?
Bu tür vakalarda kişi hala kendini “tek bir ben” gibi hissediyor. Ama beyin, aslında iki ayrı işlemci gibi davranıyor. Konuşan beyin ile gören beyin, aynı vücutta ayrı ayrı işler yapabiliyor. İşte burası büyüleyici!
Nobel’e Giden Yol
Bu sendromla ilgili en önemli çalışmalardan biri 1960’lı yıllarda Roger Sperry ve öğrencisi Michael Gazzaniga tarafından yapıldı. Bu deneyler sayesinde beynin hangi tarafının ne iş yaptığını anlamaya başladık. Sperry, bu çalışmalarla 1981’de Nobel Tıp Ödülü kazandı.
Yani bu sendrom, sadece hastalık olarak değil, insan beynini anlamanın anahtarlarından biri haline geldi.
Ayrık beyin sendromu bize beynin ne kadar karmaşık ve şaşırtıcı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Sağ ve sol beynimiz her gün mükemmel bir uyum içinde çalışıyor. Ama bu köprü kesildiğinde, aynı beden içinde iki farklı dünya oluşabiliyor.
Belki de bu yüzden, düşüncelerimiz bazen çelişkili, kararlarımız bazen dengesiz, duygularımız bazen tutarsız…
Çünkü zihin, tek bir merkezden değil; birlikte çalışan ama ayrı ayrı düşünebilen sistemlerden oluşuyor.
Ve bu farkındalık, hem bilimi hem bizi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
Hiç kendinizi sanki ikiye bölünmüş gibi hissettiniz mi?
Bir yanınız “evet” derken, diğer yanınız “hayır” mı diyordu?
Belki de ayrık beyin sendromu kadar uçta olmasa da, içimizdeki bu çelişki, beynimizin doğasından geliyor olabilir mi?
Simbians Platformu ile doğru ve güncel sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.