Bu içerikle çift yarık deneyi üzerinden bakış açılarımızın günlük yaşamı nasıl şekillendirdiğini, yorumlarımızın deneyimlerimize nasıl yön verdiğini ve hayatı nasıl yaşadığımızı fark etmeden nasıl belirlediğimizi öğreneceksiniz.
Bazı deneyler vardır; laboratuvardan çıkıp sessizce hayatın içine sızar. Çift yarık deneyi tam olarak böyledir. Fizikçilerin atom altı parçacıklarla yaptığı bu deney, fark ettirmeden günlük yaşantımıza dair rahatsız edici bir soruyu ortaya koyar.
Bir şey gerçekten olduğu gibi mi vardır, yoksa biz ona baktığımız hâliyle mi yaşarız?
Bu deneyde parçacıklar, gözlemlenmediklerinde birden fazla ihtimali aynı anda taşır. Dalga gibi yayılır, kesin bir yol seçmezler. Ne zaman ki bir ölçüm yapılır, ne zaman ki “hangi yoldan geçtiği” sorusu sorulur, o anda tek bir yol belirir. Fizikte bu, ölçümün sonucu değiştirmesi olarak anlatılır. Hayatta ise bu durum çok daha tanıdıktır.
Hayat Gerçekten Olduğu Gibi Mi, Bizim Baktığımız Gibi Mi?
Ölçüm Sorusu Hayatta Nasıl Sorulur?
Günlük yaşamda kimse eline bir dedektör alıp kendini ölçmez. Ama sorularımız, farkında olmadan ölçüm cihazı gibi çalışır. “Bende ne eksik?”, “Neden hep böyle oluyor?”, “Bu iş kesin kötü bitecek” gibi sorular, yaşananı tarafsızca kaydetmez. Tıpkı çift yarık deneyindeki gözlem gibi, sonucu şekillendirir.
Bir günün nasıl geçeceğini sabah attığın ilk cümle belirler çoğu zaman. Gün henüz olmamıştır ama sen çoktan bir yol seçmişsindir. Tıpkı parçacığın gözlemlendiği anda tek bir davranışa zorlanması gibi, gün de dar bir ihtimale sıkışır.
Nesnel Olanla Kurduğumuz İlişki
Niels Bohr, kuantum dünyasında bir şeyin özelliklerinin ölçüm düzeninden bağımsız olmadığını söyler. Yani nesne tek başına “ne olduğu belli” bir şey değildir; nasıl bir ilişki kurulduğu önemlidir.
Günlük hayatta da insanlar, olaylar ya da durumlar çoğu zaman tek bir anlama sahip değildir. Aynı geri bildirim bir kişi için yıkıcı olurken, bir başkası için yol gösterici olabilir. Aynı sessizlik birine huzur verirken, diğerine tehdit gibi gelir. Olan biten aynıdır; ama ilişki farklıdır.
Bilmek, Dokunmaktır
Werner Heisenberg, bir sistemi ölçmenin onu kaçınılmaz olarak değiştirdiğini söyler. Bu, yalnızca atomlar için geçerli değildir. İnsan da sürekli ölçüldüğünde değişir. Sürekli performansına bakılan biri, bir süre sonra performans sergilemeye başlar. Sürekli hatası aranan biri, hataya göre şekillenir.
Günlük hayatta çoğu insan, kendini yaşamak yerine kendini izler. Ne hissettiğini değil, nasıl görünmesi gerektiğini ölçer. Bu da deneyimin kendisini bozar. Tıpkı parçacığın dalga hâlinden çıkıp dar bir parçacık davranışına zorlanması gibi, insan da tek bir role sıkışır.
Olasılıkların Sessizce Daralması
Çift yarık deneyinde gözlemlenmeyen parçacık, tüm ihtimalleri içinde taşır. Hayatta da birçok durum, başlangıçta açık uçludur. Bir konuşma farklı yerlere gidebilir. Bir karşılaşma beklenmedik kapılar açabilir. Bir hata bambaşka bir yola dönüşebilir.
Ama erken yapılan yorumlar, bu ihtimalleri hızla daraltır. “Bu iş olmaz” dediğin anda, birçok yol sessizce kapanır. Deneyde gözlem anı neyse, hayatta da bu kesin yargı anı odur. O andan sonra yaşananlar, çoğu zaman bu ilk yorumun izinden gider.
Hayatın Seyircisi Değil, Parçası Olmak
John Wheeler, evreni “katılımcı” olarak tanımlar. Yani evren, sadece olup bitenlerden değil, ona verilen tepkilerden de oluşur. Günlük hayat da böyledir. İnsan, yaşadıklarının dışındaki bir gözlemci değildir; yorumlarıyla, beklentileriyle, tepkileriyle sürecin içindedir.
Bu yüzden bazı deneyimler tekrar tekrar yaşanıyormuş gibi hissedilir. Aslında tekrar eden olaylar değil, aynı yerden bakma biçimidir. Gözlem değişmediği sürece, ortaya çıkan desen de değişmez.
Çift yarık deneyi bize hayatla ilgili doğrudan öğütler vermez. Ama rahatsız edici bir gerçeği açık bırakır: Gerçeklik, yalnızca olan bitenden ibaret değildir. Ona nasıl yaklaşıldığı, nasıl sorular sorulduğu, hangi anlamların yüklendiğiyle birlikte oluşur.
Bu yazıyı okurken fark etmeden şunu yapmış olabilirsin.
Kendi hayatındaki bazı anları, cümleleri, alışkanlıkları düşünmek…
İşte deneyin günlük yaşamdaki karşılığı tam da budur. Bazen bir şeyi değiştirmek için yeni bir şey yapmaya değil, aynı şeye başka bir yerden bakmaya ihtiyaç vardır.
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.

