Bu içerikle, akut böbrek yetmezliğinde ortaya çıkan klinik belirti ve bulguları, azoteminin vücut sistemleri üzerindeki etkilerini, tanıda kullanılan laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerini ve tedavide izlenen temel yaklaşımları bütüncül bir bakış açısıyla öğreneceksiniz.
Akut böbrek yetmezliği, böbreklerin atık maddeleri uzaklaştırma, sıvı ve elektrolit dengesini sağlama görevlerini kısa süre içinde yerine getiremez hale gelmesiyle ortaya çıkan ciddi bir klinik tablodur. Bu durum yalnızca laboratuvar değerleriyle değil, vücudun birçok sistemi üzerinden ortaya çıkan belirti ve bulgularla kendini gösterir. Tanı süreci dikkatli bir değerlendirme gerektirir ve tedavi yaklaşımı sürecin nedenine, şiddetine ve gelişen bulgulara göre şekillenir.
Akut Böbrek Yetmezliğinde Belirti ve Bulgular, Tanı ve Tedavi
Akut Böbrek Yetmezliğinde Belirti ve Bulgular
Akut böbrek yetmezliğinin en temel laboratuvar bulgusu azotemidir. Azotemi, kanda BUN (kan üre azotu) ve kreatinin düzeylerinin artması anlamına gelir. Bu durum, böbreklerin metabolik atıkları yeterince uzaklaştıramadığını gösterir ve çoğu klinik bulgunun temelini oluşturur.
Volüm Kaybına Bağlı Prerenal Azotemide Görülen Bulgular
Volüm kaybına bağlı gelişen prerenal azotemide, vücutta sıvı azalmasına ait belirgin bulgular ön plandadır. Bu hastalarda;
-
Ortostatik hipotansiyon görülür; hasta ayağa kalktığında baş dönmesi yaşayabilir.
-
Taşikardi gelişir
-
Juguler ven basıncı düşüktür
-
Mukoz membranlar kurudur
-
Konfüzyon ortaya çıkabilir
-
Aksiller terleme yoktur
-
Deri turgoru azalmıştır
-
Susuzluk hissi belirgindir
-
Kilo kaybı ve yorgunluk sık görülür
Bu belirtiler, dolaşımdaki sıvı miktarının azaldığını ve böbrek perfüzyonunun bozulduğunu düşündürür.
Konjestif Kalp Yetmezliğine Bağlı Azotemide Görülen Bulgular
Konjestif kalp yetmezliğine bağlı gelişen azotemide ise tablo tamamen farklıdır. Bu durumda sorun sıvı kaybı değil, ekstrasellüler sıvı volüm artışıdır. Buna bağlı olarak;
-
Boyun venlerinde dolgunluk
-
Periferal ödem
-
Akciğer ödemi
görülür. Bu bulgular, vücutta sıvı birikiminin arttığını ve dolaşımın yük altında olduğunu gösterir.
Gastrointestinal Belirtiler
Akut böbrek yetmezliği olan hastalarda gastrointestinal sistem de sıklıkla etkilenir. Bu hastalarda;
-
Bulantı
-
Kusma
-
İştahsızlık
görülebilir. Ayrıca hastanın nefesinin idrar kokması, yani üremik fetor, ürenin kanda yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkan karakteristik bir bulgudur.
Deri ve Solunum Bulguları
Kandaki üre düzeyinin yükselmesine bağlı olarak deride belirgin değişiklikler görülebilir. Bu hastalarda;
-
Deri rengi sarı–kahverengi bir görünüm alabilir
-
Tırnak diplerinde kahverengi çizgiler fark edilebilir
Eğer tabloya metabolik asidoz eşlik ederse, hasta derin ve hızlı soluma şeklinde tanımlanan Kussmaul solunumu sergiler. Bu solunum biçimi, vücudun asit yükünü azaltmaya yönelik bir yanıtıdır.
Merkezi Sinir Sistemi Bulguları
Akut böbrek yetmezliği merkezi sinir sistemini de etkileyebilir. Bu durumda;
-
Baş ağrısı
-
Kas seyirmeleri
-
Uyuklama hali
gibi belirtiler görülebilir. Bu bulgular genellikle üremik toksinlerin birikimiyle ilişkilidir.
Akut Böbrek Yetmezliğinde Tanı
Tanı süreci, klinik bulguların değerlendirilmesi ile birlikte laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerini içerir.
Laboratuvar Testleri
Tanı sürecinde öncelikle;
-
Hematüri araştırılır.
-
İdrar yoğunluğu değerlendirilir.
Normal idrar yoğunluğu 1015–1025 arasındadır. Akut böbrek yetmezliğinde bu değerler genellikle normalin altındadır, bu da böbreklerin konsantrasyon yeteneğinin bozulduğunu gösterir.
Kanda ise;
-
BUN
-
Ürik asit
-
Elektrolit düzeyleri
ölçülür. Bu değerler, böbrek işlev bozukluğunun derecesini anlamaya yardımcı olur.
Görüntüleme Yöntemleri
Tanının desteklenmesi ve altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi için çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
-
Ultrasonografi
-
Dopler ultrasonografi
-
Bilgisayarlı tomografi
-
Manyetik rezonans (MR)
Bu yöntemler, böbreklerin yapısal durumu ve üriner sistemle ilgili olası sorunların değerlendirilmesinde yol göstericidir.
Akut Böbrek Yetmezliğinde Tedavi Yaklaşımı
Akut böbrek yetmezliği iyileştirilebilir bir durumdur. Tedavide temel hedefler üç ana noktada toplanır:
-
Yetmezliğe neden olan faktörleri ortadan kaldırmak
-
Mevcut belirti ve bulgulara uygun girişimleri planlamak
-
Böbreklerin iyileşme sürecinde gelişebilecek komplikasyonları önlemek
Tedavi yaklaşımı hastaya özeldir ve klinik tabloya göre şekillenir. Amaç yalnızca laboratuvar değerlerini düzeltmek değil, aynı zamanda hastanın genel durumunu stabilize etmek ve böbreklerin toparlanmasına uygun bir ortam sağlamaktır.
Akut böbrek yetmezliği; azotemi, sıvı dengesizlikleri, gastrointestinal belirtiler, deri ve solunum değişiklikleri ile merkezi sinir sistemi bulgularının bir arada görülebildiği çok yönlü bir klinik tablodur. Tanı sürecinde laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilir. Tedavide ise nedenin ortadan kaldırılması, belirtilerin kontrol altına alınması ve komplikasyonların önlenmesi temel hedefleri oluşturur.
Bu nedenle akut böbrek yetmezliği, dikkatli izlem ve bütüncül yaklaşım gerektiren ciddi bir durum olarak ele alınmalıdır.
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.
Kaynaklar
Türk Nefroloji Derneği. (2020). Akut böbrek hasarı tanı ve tedavi kılavuzu. İstanbul: Türk Nefroloji Derneği Yayınları.
Özdemir, F. N., & Sezer, S. (2018). Akut böbrek yetmezliği. İçinde S. Süleymanlar & A. Ateş (Ed.), Nefroloji (ss. 423–440). Ankara: Güneş Tıp Kitabevleri.

