Yaratıcılık, bilişsel bir yetenek!
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre “yaratıcı olma durumu; yaratma yeteneği” anlamına gelen yaratıcılık, biz öğretmenler için “yeni ve özgün fikirler üretme becerisi”dir. Öğrencilerimizin hayal güçlerini nasıl ortaya çıkarıp kullanabildiklerini gözlemlemek isteriz. Çocuk olmanın yarısı da bu demek değil midir? Son zamanlarda çocuklarda yaratıcı olamama problemini gözlemliyorum. Velilerim de bu konuda oldukça mustarip. Çocuklar neden bir şeyleri yaratamıyor, hikaye yazamıyor, çizecek resim bulamıyor?
Öğrencilerimden belirli aralıklarla metin oluşturmalarını isterim. Neler düşünüyorlar, hayallerinde nasıl kahramanlar var, hangi olaylardan etkilenmişler bunları gözlemlemek çok hoşuma gider. Lakin çoğunda bir şeyleri aktaramama, kağıda dökememe ve hayal kuramama durumlarına rastlıyorum.
Yaratıcılığın temelinde odaklanmak vardır. Eğer odaklanırsanız bir şeyler aklınızda canlanmaya başlar. Sürecin devamında ise zincirleme olarak olaylar kurgulanır. Eğer bu bir sözlü iletişimse dilinize, yazılı materyalse kağıda vb alanlara, görsel yaratma ise uygun zemine aktarırsınız. Odaklanamıyorsanız bunlar pek de mümkün olmaz. Çocuklarda odak problemi hangi düzeyde acaba?
Hemen hemen hepimizin evinde internet ve teknolojik aletler bulunmakta. Öğrencilerimden duyduğum kadarıyla birçoğunun küçük yaşlardan itibaren kendilerine ait teknolojik aletleri de var. Bir eğitimci olarak bunu kesinlikle onaylamıyorum. Tabii ki yeni çağda bir şeyleri tamamen kısıtlamak da yanlış olur. Fakat her şey ölçülü ve sınırlı olduğunda nimetlerden daha iyi yararlanılabilir.
Geçenlerde sosyal medyada bir video ilgimi çekti. Video yabancı bir ülkede alanında uzman bir kişi tarafından çekilmiş. Çocuklarda teknolojik aletlerin fazla ve yanlış kullanımı beynin bazı bölgelerini daha fazla kullanmaya yol açıyormuş. Bu nedenle de kullanılmayan kısımlar körelmeye başlıyormuş. Düşünsenize çocuğunuz okuldan sonra ve hafta sonlarında saatlerce telefon ya da tabletle vakit geçiriyor; kitap okumak az ya da yok denecek kadar, resim çizmiyor, hikaye yazmıyor. Bu videonun doğruluğunu düşünmeye yetmez mi? Karşılaştığım videodan sonra bu sürecin nasıl ilerlediğini daha iyi anlamak için çeşitli araştırmalarda bulundum.
Teknolojik aletlerin beynin hangi kısımlarını kesin olarak tembelleştirdiği veya çalıştırdığıyla ilgili net bir bilgiye rastlamadım. Fakat kesinliğe az da olsa yaklaşmış bazı bilgiler de buldum. Bununla ilgili birçok alan çalışması var. Mesela teknolojik aletlerin aşırı kullanımı beyin kabuğu kısmında hacim kaybına yol açıyormuş ve bu da öğrenme yeteneğinin bozulmasına sebep oluyormuş. Yine bir başka olumsuz etkisi de hipokampusun (Hipokampus, beynin temporal lobunda yer alan ve hafıza, öğrenme ile mekânsal navigasyondan sorumlu bir yapıdır. Kısa süreli anıların uzun süreli belleğe aktarılmasında kritik rol oynar.) az çalışmasına neden olmaktaymış. Bu da unutkanlık gibi sorunlara neden oluyormuş. Bunun yanı sıra dopamin dengesinin bozulması, motivasyon eksikliği, depresif yakınmalar ve hayal kurmada güçlük gibi problemler…

Peki yalnızca teknolojik aletler mi zararlı?
Çocukların yaratıcı olamamasında ebeveyn tutumları da önemlidir. Anne ve babaların mükemmeliyetçi yaklaşımları çocukların önündeki en büyük engel. Velilerim bazen bana “hocam güzel resim yapamıyor ki, yazdığı metne bir baksanıza böyle hikaye mi olur” tarzında söylemlerle geliyorlar. Siz çocuğunuzun önüne böyle bir set çekerseniz çocuk başarılı olabilir mi? Adı üstünde çocuk dediğimiz küçük yaştaki bu bireyler hayatı yeni öğreniyorlar. Hikayeleri yaza yaza, resimleri çize çize en iyisine ulaşacaklar. Bir çocuğun okul hayatına başlar başlamaz mükemmel bir hikaye yazması nadir görülen bir durumdur. Yine aynı şekilde boya kalemlerini doğru kullanması, çizgileri taşırmaması ve renkler arasında kompozisyon yaratabilmesi de bir süreçtir. Ebeveynlerin mükemmeliyetçi ve eleştirel yaklaşımlarını bir kenara bıraktıklarında çocukların daha yaratıcı olabileceklerini düşünüyorum. Bunu yaparken tabii ki yol göstermelisiniz, hobilerini bulmalarına destek olmalısınız.
Üçüncü bir başlık olarak eğitim sisteminde yaratma eylemlerinin yalnızca ödev ve proje tasarımı aşamasında kalması da bir sorundur. Çocukların yaratıcılıklarını puanlamak da bunları görev olarak yaptırmak da bir problemdir. Bunu zevkle ve eğlenceyle yapabilecekleri ortamlar yaratmak, bir puanlamaya tabi tutmamak, sınıf ortamında başka arkadaşlarının yanında eleştirel davranmamak ve son olarak zoraki yaptırımlarda bulunmamak gerekir. Çocuklara bunu ödev ve proje mantığıyla yaptırdığınızda sağ beynin çalışmasını engellemiş oluyorsunuz. Çünkü ödev ve proje mantığıyla sorumluluğu yerine getirme sol beynin işlevidir. Sağ beyin daha çok hayal gücü, yaratıcılık ve düşünceleri aktarmakla ilgili kısımdır.
Peki biz öğretmenler ve siz veliler bu süreçte neler yapmalıyız? Öncelikle çocuğunuzun teknolojiyle arasına bir mesafe koymalısınız. Saatlerce video izlemelerini ve oyunlarda şiddet eğilimli performanslarını azaltmalısınız. Ardından kendinizdeki eleştirel ve mükemmeliyetçi yaklaşımı da bir dur demelisiniz. Kendinizin de geçmiş yıllarda aynı sıralardan geçtiğini, ilk yaptığınız resimle bugün yaptığınız resim arasındaki farkı düşünmelisiniz. Karşımızdaki bu küçük bireylerin hayata yeni başlayan insanlar olduğunu unutmamalısınız. Eğer hikaye yazamıyorsa örneğin karakterlerin ismini ve özelliklerini verebilir, bir mekan seçimi yapabilir, bir zaman dilimi uydurabilirsiniz ve bunları kullanarak çocuğunuzdan bir hikaye oluşturmasını isteyebilirsiniz. Öğrencilerime belli aralıklarla çeşitli görseller vererek de hikaye yazmalarını istiyorum. Bu şekilde hem görsel zekalarını hem de bilişsel zekalarını daha rahat kullanabildiklerini görüyorum. Bazen de duygu çarkımızdan o an çıkan duyguyla alakalı bir metin oluşturmalarını istiyorum, bu sayede duyguları da daha iyi tanıyorlar ve kağıda aktarabiliyorlar. Hikaye yazmak dışında çeşitli objeleri boyayabilir, renkler arasında uyum sağlayabilir, doğadaki çeşitli malzemeleri kullanarak da bir şeyler yaratmalarına imkan verebilirsiniz. Bazen bir resim kağıdının yanına yalnızca 3 adet renkli boya kalemini kurarak bir kompozisyon yaratmalarını da isteyebilirsiniz.
Sonuç olarak çocuklarda son yıllarda gözlemlediğim bu yaratıcılık probleminin bir sebebini teknolojik aletler bir sebebini de ebeveyn tutumları ve okul sistemindeki aksaklıklar olarak görmekteyim. Bunun önüne geçebilmek için çocuklara yol göstererek bir şeyler yaratmalarını istemenin daha doğru olduğunu düşünmekteyim.
azı hakkında görüşlerinizi paylaşmak, sorularınızı iletmek veya benimle iletişime geçmek isterseniz [email protected] adresinden mail atabilir, @ogretmensirin ve @sirinndmr sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz.
Şirince Eğitim Danışmanlığı – İstanbul
Simbians Platformu ile doğru ve güncel sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.

