İntörn doktorluk süreci pek çok tıp fakültesi öğrencisi için zorlu ancak mesleğe en yakın zaman dilimi olduğu için çok kıymetlidir. Yıllar süren eğitimin yoruculuğunun yanında kendi hayatlarından ödün vermeye öğrencilik yıllarından başlayan hekim adayları için motive edici bir bakış sunmasını hedeflediğimiz aynı zamanda da görevi başındaki hekimlerimizi okuduğunda kendi süreçlerini anımsamasını sağlamak adına sizlerle bu röportajı gerçekleştirdik.
Adife Ahsen ÇETİN: Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Tıp fakültesine başlama süreciniz nasıl gelişti?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: Pınar SAÇAN, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisiyim. Adana Fen Lisesi 2019 mezunuyum. Aslında Tıp fakültesine başlamam çok sürpriz değildi. Çok küçük yaşlardan beri doktor olmak istiyordum. Doktor dizileri izleyip evdeki oyuncak bebeklerimi ameliyat ettiğim bir dönem olmuştu. Hatta halen o bebeklerimi evde saklıyorum 🙂 Ama muhtemelen doktor olmak konusundaki en major etken annemin benim bebekliğimde başlayan ve çok uzun yıllar süren hastalığı ve hastane süreçleridir. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavisini görüyorken hastane ziyaretlerimde gördüğüm doktor abi ablalar hep çok havalı gelirdi… Tekrar tercih şansım olsa yine doktor olurdum.
Adife Ahsen ÇETİN: İntörn doktorluk sürecinizde sizi en çok zorlayan ve en çok motive eden deneyimler neler oldu?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: Bence en zoru 24 saatlik nöbetler. İntörnlüğümün 9. ayı olmasına rağmen nöbet tutmak alışabildiğim bir şey değil. 24 saat uykusuz kalmak, bu sırada hasta bakmaya devam etmek, kimi zaman ameliyathanede olmak, uykusuz olsam da herhangi bir şeyi dikkatimden kaçırmamaya çalışmak gerçekten zorluyor.
Motive eden çok şey var aslında; halden anlayan, zorlandığımızı gören bir hastanın, hasta yakının sadece teşekkür etmesi bile yeterli motive olmak için. Ama bir olay anlatmam gerekirse ilk acil nöbetimize gelen arrest hastamızı CPR yaparak tekrar hayata döndürüşümüzü söyleyebilirim. İntörn, asistan doktorlar ve kardiyoloji hocamız dahil o gün o hastaya tam 22 hekim müdahele etti aynı anda… 55 dakika kalp masajı sonunda hastamızı kardiyoloji servisine yatırdık ve gerçekten o anki manevi tatmini eminim ki başka hiçbir meslekte yaşayamazdım.
Adife Ahsen ÇETİN: Hastalarla ilk birebir karşılaşmanızda neler hissettiniz?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: Bu konuda preklinik dönemde hep çok heyecanlanırdım ama korkardım da yanlış bir şeyler yapmaktan. Simüle hastalarla iletişim becerileri dersleri yaparken deneyimleme fırsatımız olmuş olsa da gerçek bir hasta ile karşılaşmak bambaşka. Karşınızda acı çeken zor durumda birisi var ve sizden kendisini iyileştirmenizi bekliyor. Ağzınızdan çıkacak en ufak iyi ya da kötü haber onun hayatının en önemli şeyi o an. Dolayısıyla sakin kalmak süreci, hastayı ve hastalığı en doğru ve sakin şekilde yönetmek sizin sorumluluğunuzda oluyor. Ki bu kronik olmayan akut bir süreç de olabilir bir acil servisteyseniz. Tüm bilgilerim 5-6 yıllık eğitimim hepsi o an önünümde oluyor en doğru şeklide düşünüp karar vermem gerekiyor. Hastayı da ajite etmeden en doğru ve şeffaf şekilde bilgilendirerek. Zor ve hata kaldırmaz bir iş tam anlamıyla.
Adife Ahsen ÇETİN: Nöbetler ve yoğun çalışma temposu fiziksel ve ruhsal olarak sizi nasıl etkiliyor? Bu süreçle başa çıkmak için neler yapıyorsunuz?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: İntörnlük genel itibariyle çok zorlu bir süreç açıkçası. Halen öğrenciliğimiz bitmemiş oluyor ama bir geçiş döneminde olduğumuz için üstlenmemiz gereken birtakım hekimlik sorumlulukları da yavaş yavaş yükleniyor oluyor, asistan abi ablalarımızın, hocalarımızın desteğiyle.
Bitmeyen vizitler, 24 saat süren hatta kimi zaman günaşırı nöbetler öğrenci hayatından sonra bir anda böyle bir hayata başlamak oldukça zorlayıcı. Aynı zamanda çalışmamız gereken bir uzmanlık sınavı da var. Tüm bunları aynı anda en doğru şekilde yürütmek bir yandan sosyal hayatıma, aileme, arkadaşlarıma vakit ayırmak imkansız gibi bir şeydi başlarken. Hiçbir şeyi yetiştiremiyor kimseye vakit ayıramıyor, yetersiz hissediyordum. Ama bir plan dahilinde yaptığımda bu tempoya alıştğımda; bu ‘speedup life’ın bundan sonraki hayatımın gerçeği olduğunu kabullendim.
Planlı yaşamaya çalışıyorum genel olarak, günümü planlıyorum. Uzun uzun o gün ne yapmam gerektiğini düşünmektense planlı bir güne başlamak konforlu oluyor. Haftada 3-4 gün spor yapıyorum hastane-kütüphane rutinime ek olarak. Fırsat buldukça da piyano çalıyorum. Tıp fakültesinde başlamıştım piyano çalmaya. Dünyadan uzaklaşıp kendime biraz olsun vakit ayırdığımı hissetmek keyifli.
Adife Ahsen ÇETİN: İntörn doktorluk sürecinde uzmanlık sınav sürecinizi, çalışma temponuzu ve sosyal yaşamınızı nasıl dengeliyorsunuz?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: TUS yani tıpta uzmanlık sınavı sanıyorum dünyanın en zor 2. sınavı. Princeton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada okumuştum bunu. Bu kadar zor bir sınava hazırlanmak ciddi bir disiplin gerektiriyor. Tıpkı üniversite sınavı gibi. 6 yıldan sorumlu olduğumuz klinik ve temel bilimlerden oluşan 2 aşamalı bir sınav. 6 yıldır öğrendiğimiz, öğrenmeye çalıştığımız bilgi yükünü tek bir sınavda bildiğimizi kanıtlamamız gerekiyor… Elbette ki çok zor ve çok çalışmak gerekiyor. Nöbetlerime, mesailerime ek oturup saatlerce çalışmam gereken bir sınav. Mesai sonrası, nöbet ertesi bulduğum her fırsatta oturup çalışmayı deniyorum. Sosyal yaşamım diye bir şeyin olmadığı aylar da oldu. Tamamen o ayki rotasyonumuz hangi servisteyse ona bağlı oluyor o ayki ders çalışma tempomuz da sosyal aktivitelerimiz de.

Adife Ahsen ÇETİN: Uzmanlık eğitimi için düşündüğünüz bir alan var mı? Bu tercihinizi etkileyen en önemli faktör nedir?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: Kadın hastalıkları ve doğum yazmayı düşünüyorum. Pek çok tıp fakültesi öğrencisi gibi istediğim farklı branşlar da oldu dönem dönem. Ancak aktif şekilde çalışmak gerekiyor neyi sevip neyi sevmediğimizi anlamak için. İntörnlük bunu anlamak, kendimizi keşfetmek için güzel bir dönem. Çok çeşitli servislerde uzun mesailerimiz oluyor. Dahili bir branş mı yoksa cerrahi bir branş mı yazmak istediğimize karar vermek gerekiyor öncelikle. Başından beri cerrah olmak istediğimi biliyordum ben bu noktada çok zorlanmadım aslında. Ama yine de kafam karışıktı. Taaa ki kadın doğum intörnü olana kadar. Harika bir hocayla çalıştım o rotasyonumdaki 1.5 ayda. Funda Hocamıza da burdan çok teşekkür ediyorum yolumu aydınlattığı için. Çalışma alanı çok geniş bir branş kadın hastalıkları ve doğum. Obstetri, jinekoloji, onkoloji gibi pek çok alanda uzmanlaşılabilir. Hem böylesi geniş bir yelpazesi olması hem de bir cerrahi branş olması major faktör. Ama tabii ki olayın manevi boyutu da var. Çocuk sahibi olamayan insanları tedavi etmek, bir insanın doğumuna şahit olmak, yardıma ihtiyacı olan bir kadına yardımcı olmak…
Böylesi konularda yaşadığımız coğrafyada konuşmak biliyorum ki zor. Ben kadınlara, kız kardeşlerime yardımcı olmak istiyorum. O konuşamadığımız; utanıp sıkıldığımız konular, bedeninde bir can taşıyan, taşıyabilen biz kadınlar için zor olmamalı artık. Umarım; yaşadığımız, yaşattığımız günlere demek istiyorum.
Adife Ahsen ÇETİN: Tıp fakültesine yeni başlayan veya intörn doktorluğa adım atacak öğrencilere en önemli tavsiyeniz ne olurdu?
İnt. Dr. Pınar SAÇAN: Benim söyleyebileceğim en önemli şey kendilerine güvenmeleri ve yapabileceklerine inanmaları. Evet; şartlar zor, herkes eşit imkanlara sahip olarak doğmuyor. Ama buraya kadar gelmiş bir insan zaten potansiyel sahibidir. Bunu unutmamak ve o potansiyeli de sonuna kadar kullanmak lazım. Evet zor bir okul ancak hayat bir yetişkin olduğumuzda sadece sınavlarımızdan aldığımız notlarda ibaret olmuyor. İyi bir öğrenci olmak da tek başına hayatta başarılı yapmıyor bizleri. Sahip olacağımız hekim kimliği ile birlikte hayatta başka şeyler de yapabilen, farklı konular hakkında da fikirleri bireyler olmamız gerekiyor. Dolayısıyla okul dışında sosyal hayatlarına, kişisel gelişimlerine de yatırım yapmalarını öneririm.
Simbians Platformu‘nda sizin daha iyi olmanız için sağlık röportajları yapıyorum. Sağlık Röportajları ile daha fazla uzmandan bilgi edinin.