Kalp damar sistemi hastalıkları dünyada ve ülkemizde ölüm sebepleri arasında ne yazık ki ilk sırada yer almaktadır. Bu rahatsızlıkları olan kişilerin bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınması, önemli bir sağlık sorununun önlenmesi ve tedavisinin yürütülmesi sırasında büyük önem taşımaktadır.

Eskiden kalp krizi veya by-pass geçiren hastalara birkaç ay istirahat tavsiye ediliyordu ancak çalışmalar bize asıl tehlikenin hareket değil hareketsizlik olduğunu gösterdi. Kalp sağlığında kontrollü şekilde yapılan egzersizin birçok olumlu etkisinin olduğu kanıtlandı. Egzersiz temelli kardiyak rehabilitasyon birçok kalp rahatsızlığının tedavi planlamasında artık mevcut. Ama ne yazık ki toplumumuzda bir rahatsızlık geçirildikten sonra, özellikle de kalp rahatsızlıklarından sonra, hareket etmeye ve egzersiz yapmaya karşı bir önyargı oluşuyor. Oysaki hareketsiz yaşamın bireyi ikincil kalp olaylarından korumadığı, hareketli yaşayanlarınsa günlük yaşama daha kolay uyum sağlayıp istenmeyen etkilerin risklerinin azaldığı görülmüştür.
Tüm bunlara bakılarak fizik tedavi ve egzersizin kardiyak rehabilitasyonda vazgeçilmez bir rolü olduğu ortaya konmuştur. Birçok ülkede kalp rahatsızlıklarından sonra fizik tedavi uygulamaları zorunludur. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın teşvikiyle önemi gitgide daha iyi anlaşılmaktadır.
Kalp rahatsızlığı olan kişiler bir kardiyoloji uzmanı tarafından detaylı incelendikten sonra EKG, kalp ritmi, kan oksijen düzeyi ve tansiyonuna uygun kişiye özel planlanan bir aerobik egzersiz programına alınır. Aerobik egzersizlerin yanı sıra çok yorucu olmayan kuvvetlendirme egzersizleri, solunum, gevşeme ve duruş egzersizleriyle fizik tedavi programı çeşitlendirilir.
Kalp rahatsızlığından sonra fizik tedavi alan hastalar aynı işi yapmalarına rağmen kalp hızlarında azalma belirtmişlerdir. Bunların yanı sıra oksijen tüketim seviyelerinde ve egzersiz yapma kapasitelerinde artış ve vücut yağ oranında azalma, kan-kolesterol-trigliserid düzeyi ve damar sertliğinde azalma ve kişilerin psikolojik durumlarında düzelme görülmüştür.
Haftada 3-5 gün böyle bir programa alınan kalp hastalarının yaşam kalitelerinde ciddi bir artış görülmektedir. Toplamda 30-60 dk arasında yapılabilecek olan bu egzersizler; kişinin yaşı, koroner damarların durumu ve buna uygun yapılan egzersizin yoğunluğuna göre değişiklik gösterir.
- Bir saatten fazla süren egzersiz programlarında hastanın egzersizi bırakma sıklığı arttığı için program süresi çok uzatılmamalıdır.
- Önce 10-15 dakikalık ısınma egzersizleriyle başlanmalı, ısınırken ve egzersiz sonunda soğurken esneme-germe egzersizleri yapılmalıdır.
- Egzersiz yapılırken kişinin kalp atım hızı mutlaka kontrol altında olmalıdır.
- Egzersiz esnasında olabilecek kan basıncı yükselmelerinden kaçınılmalıdır. Özellikle kalp duvarlarında kalınlaşma olan kişilerin egzersizde aşırı yorulmaması gerekir.
- Egzersiz programının sonlarına doğru hastalar yavaş yavaş soğutulmalı, kalp atım hızları dengelenmelidir. Bu egzersizler esnasında mutlaka düzenli nefes alıp vermeye dikkat edilmelidir, aksi halde kanın kalbe geri dönüşü azalır ve tedavi programı olumsuz etkilenir.
- Egzersiz esnasında göğüste bir ağrı veya herhangi bir rahatsızlık hissi, baş dönmesi ya da bayılma, nefessiz kalma hissi, düzensiz kalp atışı, aşırı yorgunluk hissedilirse o sırada egzersiz mutlaka bırakılmalıdır.