Bu içerikle insanların neden aynı hataları tekrar ettiğini, tanıdık acıyı belirsiz mutluluğa neden tercih ettiğimizi ve bu döngünün psikolojik arka planını öğreneceksiniz.
Hayatında hiç “Bunu daha önce de yaşamıştım” dediğin bir an oldu mu?
Aynı ilişki modeli.
Aynı iş çıkmazı.
Aynı erteleme döngüsü.
Aynı hayal kırıklığı.
İnsan neden aynı hataları tekrar eder?
Gerçekten değişmek istemediği için mi?
Yoksa beynimiz sandığımızdan daha mı stratejik çalışıyor?
Bu yazımda, aynı hataları tekrar etme psikolojisini, beynin belirsizlik karşısındaki reflekslerini ve “tanıdık acı” paradoksunu birlikte inceleyeceğim.
Neden Aynı Hataları Tekrar Tekrar Yapıyoruz?
Önce net bir çerçeve çizelim.
İnsan hata yapmayı sevmez.
Ama insan belirsizliği de sevmez.
Beynimiz doğruluğa değil, hayatta kalmaya programlıdır.
Bu nedenle;
-
Tanıdık olanı tercih eder.
-
Öngörülebilir olanı güvenli bulur.
-
Enerji tasarrufu sağlayan yolu seçer.
Belirsizlik ise beyin için alarmdır. Yeni bir işe başlamak, farklı bir ilişki modeli denemek, konfor alanından çıkmak… Bunların hepsi potansiyel tehdit içerir.
İşte bu yüzden çoğu zaman denklem şudur:
Tanıdık acı > Belirsiz mutluluk
Bu bir zayıflık değil.
Bu bir nörobiyolojik tercihtir.
Tanıdık Acı Nedir?
Tanıdık acı, kişinin zarar verdiğini bildiği ama alıştığı için bırakamadığı durumları ifade eder.
Örneğin;
-
Sürekli eleştiren bir partnerle kalmak
-
Sevmediği bir işte yıllarca çalışmak
-
Ertelediği için stres yaşayıp yine ertelemek
-
Aynı iletişim hatalarını tekrarlamak
Kişi mutsuzdur. Ama sistem tanıdıktır.
Beyin için bu, bilinmeyenden daha güvenlidir.
Çünkü tanıdık acı öngörülebilirdir.
Ne zaman üzüleceğini, ne zaman stres yaşayacağını bilir.
Belirsiz mutlulukta ise sonuç garantisi yoktur.
“Ya başarısız olursam?”
“Ya daha kötü olursa?”
“Ya pişman olursam?”
Beyin bu ihtimalleri tehdit olarak algılar.
Aynı Hataları Tekrar Etme Psikolojisi
Davranış bilimi açısından bakarsak, tekrar eden hatalar genellikle üç sebepten kaynaklanır.
Enerji Tasarrufu Mekanizması
Beyin otomatik pilotu sever.
Yeni bir davranış geliştirmek bilişsel enerji gerektirir. Eski alışkanlıklar ise neredeyse sıfır enerjiyle çalışır.
Bu yüzden kişi;
-
Spor yapmaya karar verir ama başlamaz.
-
Yeni bir ilişki tarzı denemek ister ama eski savunma mekanizmalarına döner.
Çünkü yeni davranış = yüksek enerji.
Kimlik Tutarlılığı
İnsanlar davranışlarını kimlikleriyle uyumlu hale getirir.
Eğer kişi bilinçaltında kendini;
-
“Başaramayan biri”
-
“Hep yanlış insanları seçen biri”
-
“Disiplinsiz biri”
olarak tanımlıyorsa, davranışları da buna uyum sağlar.
Bu noktada hata, bir tesadüf değil; kimliğin devamlılığıdır.
Belirsizlik Kaygısı
Belirsizlik kaygısı, modern insanın en temel psikolojik yüklerinden biridir.
Yeni bir iş fırsatı düşün.
Belki daha iyi maaş.
Belki daha iyi ortam.
Ama ya başarısız olursan?
Ya adapte olamazsan?
Bu kaygı, kişiyi mevcut kötü ama tanıdık düzende tutar.
Günlük Hayattan Gerçek Örnekler
İlişkilerde
Bir kişi sürekli mesafeli partnerler seçiyor.
Her defasında “Bu sefer farklı” diyor.
Ama sonuç yine aynı.
Sorun şans mı?
Yoksa bilinçaltı tanıdık duygusal mesafeyi mi tercih ediyor?
Belirsiz ama sağlıklı bir ilişki modeli, onun için yeni ve ürkütücü olabilir.
Kariyerde
Bir çalışan yıllardır şikayet ediyor.
Bu iş beni tüketiyor.
Ama yeni iş aramıyor.
Neden?
Çünkü mevcut işin zorlukları biliniyor.
Yeni işin riskleri bilinmiyor.
Belirsizlik yönetimi, burada asıl mesele.
Kişisel Gelişimde
Bir kişi her pazartesi diyete başlıyor.
Her cuma bozuyor.
Sorun irade mi?
Yoksa sistem mi?
Yeni bir yaşam tarzı oluşturmak, kimliği değiştirmek anlamına gelir.
Beyin buna direnç gösterir.
Hata mı, Güvenlik Stratejisi mi?
Burada kritik bir perspektif değişimi yapalım.
Belki de hata, bir başarısızlık değil.
Belki hata, beynin seni koruma yöntemidir.
Bu bakış açısı suçluluğu azaltır.
Çünkü kişi artık kendini “yetersiz” değil, “güvenlik arayan bir sistem” olarak görür.
Ve dönüşüm tam burada başlar.
Belirsizlikle Kalabilme Kapasitesi
Gerçek değişim, hatasız olmakla değil belirsizliğe dayanabilmekle ilgilidir.
Belirsizlik toleransı yüksek kişiler;
-
Yeni deneyimlere daha açıktır.
-
Risk alabilir.
-
Kimliklerini esnetebilir.
-
Hataları öğrenme aracı olarak görür.
Belirsizlik toleransı düşük kişiler ise;
-
Kontrolü kaybetmekten korkar.
-
Yeni başlangıçları erteler.
-
Tanıdık döngülerde kalır.
Yani mesele irade değil. Mesele, belirsizlikle kalabilme kapasitesidir.
Peki Bu Döngü Nasıl Kırılır?
Büyük Değil Küçük Belirsizlikler
Bir anda hayatı değiştirmek yerine, küçük deneyler yapın.
-
Yeni bir ortamda konuş.
-
Küçük bir alışkanlık değiştir.
-
Farklı bir tepki ver.
Beyne “Belirsizlik = ölüm değil” mesajı ver.
Kimliği Güncelle
Kendine şunu sor.
Ben kimim?
Eğer kendini sürekli “hata yapan biri” olarak tanımlıyorsan, beynin bu kimliği sürdürür.
Kimliği şu şekilde güncelle;
-
“Ben öğrenen biriyim.”
-
“Ben deneyen biriyim.”
-
“Ben belirsizliğe dayanabilirim.”
Hatanın Altındaki İhtiyacı Bul
Her tekrar eden hata bir ihtiyaca hizmet eder.
Örneğin;
-
Erteleme → Mükemmeliyetçilikten korunma
-
Toksik ilişki → Tanıdık duygusal yoğunluk
-
İşte kalma → Finansal güvenlik
Hata davranışını değil, arkasındaki ihtiyacı çöz.
Belirsizlik Mutluluğun Ön Koşuludur
Mutluluk çoğu zaman konfor alanının içinde değil, onun hemen dışında başlar.
Ama belirsizlik olmadan büyüme olmaz.
Bir tohum karanlık toprağı yırtmadan filiz vermez.
Bir kas zorlanmadan güçlenmez.
Bir insan risk almadan dönüşmez.
Belki de asıl soru şudur.
Sen gerçekten hata mı yapıyorsun, yoksa belirsizlikten mi kaçıyorsun?
Tanıdık Acıdan Çıkmak Bir Cesaret Meselesi Değil
Bu bir sistem meselesi.
Beynin güvenlik arıyor.
Sen bilinçle alan açıyorsun.
Tanıdık acıyı bırakmak, bir gecede alınan radikal karar değil; küçük belirsizlik pratikleriyle inşa edilen bir kapasitedir.
Aynı hataları tekrar etmenin psikolojisini anlamak, kendini suçlamaktan çok daha güçlü bir başlangıçtır.
Belki bugün büyük bir değişim yapmayacaksın.
Ama küçük bir belirsizlik deneyeceksin.
Ve o küçük adım, yıllardır tekrar eden bir döngüyü kırabilir.
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.

