Sokak köpekleri sorunu dünya genelinde birçok ülkede ciddi bir endişe kaynağıdır. Hem insan sağlığına hem de hayvan refahına etkileri bulunmaktadır. ABD, AB ülkeleri ve Türkiye gibi farklı coğrafyalarda bu sorunla başa çıkmak için çeşitli uygulamalar görülmektedir.
Bu yazımda sokak köpekleri sorununu detaylı bir şekilde ele alıyorum.
Köpekler evcilleştirilen ilk hayvan olarak bilinmekte ve yaklaşık 15.000 yıldır birlikte yaşadığımız tahmin edilmektedir. Bu süre içerisinde güvenlik, avcılık, süs, arkadaşlık gibi değişik nedenlerle hayatımızda varlıklarını sürdürmektedirler.
Evcilleştirmeyle birlikte bu hayvanlar artık doğal yaşamda hayatlarını sürdürebilme becerilerini kaybederek insana bağımlı hale gelmişlerdir. Öyle ki bu hayvanlar artık insanın olmadığı bir yerde hayatlarını devam ettirememektedirler.
Bu hayvanların kontrolsüz üremesi, bir hevesle veya alelade bir hediye gibi alınan yavru hayvanların bıkılınca sokağa bırakılması, bakılan hayvanların yavrularının sokağa atılması gibi nedenlerle sahipsiz hayvan nüfusu her geçen gün artmaktadır.
Hatta Dünya sağlık örgütünün raporuna göre dünya genelindeki köpeklerin %75’i sahipsizdir.
Sahipsiz hayvanlar özellikle “modern” kentlerde özgürce yaşama şansı bulamamakta, ortamdaki stresten kaynaklı daha saldırgan davranışlar göstermektedirler. Bu durum da sokak hayvanlarının toplumsal açıdan bir tehdit oluşturmasına sebep olmuştur.
Sokak köpekleri sorununda asıl mesele insan merkezci bakış ile doğa merkezci bakışın çatışmasıdır. İnsan merkezci bakış açısına göre evrendeki her şey insan yaşamına hizmet ettiği kadar değerlidir.
Oysa gerçek şudur ki; ekosistemde insan-bitki-hayvanlar eşit konumda ve denge içinde yaşadıkları müddetçe varlıklarını sürdürebilirler. İnsanlar gün geçtikçe bu gerçekten uzaklaşmakta ve tüm düzeni insan merkezci bakış açısıyla kurmaktadırlar. Mesela modern olarak nitelendirdiğimiz kentler…
Bu kentlerdeki nüfusun artmasıyla, birçok hayvan- bitki türünün azalması dolayısıyla doğal çeşitliliğin bozulmasıyla köpekler ve aslında tüm evcil hayvanların hayatları tehdit altına alınmıştır. Betonlaşma, trafik akışı gibi kentlerin getirdiği doğal nedenlere ek olarak ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel teknolojik değişimler de sokak hayvanlarına bakış açımızı değiştirerek onları kentlerde istenmeyen fazlalıklar durumuna getirmiştir.
Diğer taraftan sokaklar hayvanlar için uygun değildir, bu kargaşa bu hayatta kalma yarışı onlara ciddi zararlar vermektedir. İnsanlar, kendilerinden güçlü diğer hayvanlar, arabalar, yiyecek bulunamamasından dolayı artan sorunlar, yer belirleme kavgaları, bulaşıcı hastalıkları insanlara ve diğer hayvanlara nakletmeleri gibi birçok neden bu uygunsuzluğu açıklamaktadır.
Kısacası aslında temel sorun insan yaşamına uygun olmayan dolayısıyla sürekli yeni sorunlar çıkartan, doğal yaşamı tehdit eden şehir düzeninden kaynaklanmaktadır.
Sokak köpekleri Türkiye için aslında her zaman gündem olsa da kuduz, saldırıya uğrama gibi olaylarla zaman zaman sıcak gündem olmaktadır. Sokak köpekleri Türkiye’de her geçen gün ciddi bir sağlık, toplumsal huzur, güvenlik problemi olduğu da yadsınamaz bir gerçektir, üstelik bu sorun katlanarak büyümektedir.
Bu sorunla ilgili ülkeler kendilerine uygun bir yöntem geliştirerek sahipsiz hayvan nüfusunu azaltmaya çalışmaktadırlar. AB ülkelerinden Belçika, Danimarka, Almanya, Hollanda ve İsveç’te sokak hayvanı sorunu bulunmamaktadır. Sokak hayvanları barınaklara toplanmaktadır. Ayrıca hayvanların sokağa atılmasını önlemek için zorunlu kayıt sistemi uygulanmakta, hayvanlara takılan mikroçip veya dövmeler sayesinde bu hayvanlar tanınmaktadır.
Çoğu gelişmiş ülkede sahiplendirilemeyen sokak hayvanlarına ötenazi uygulanmaktadır. Almanya ise binden fazla barınak bulunmakta ve bunların hiçbirinde hayvanlar uyutulmamaktadır. Barınakların koşulları gayet iyidir. Ayrıca evcil hayvan sahiplenilmek istendiğinde devlete belli bir miktar vergi verme uygulaması vardır. Bu hayvanları sokağa bırakmaları durumunda 25-30 bin Euro para cezası veya hapis cezası uygulanmaktadır. Ayrıca Almanya hayvan koruma konusunu anayasaya alan ilk ülkedir, ülkede ‘’hayvan hakları” hukuk dalı da bulunmaktadır. Türkiye’nin sokak hayvanları sorununda Almanya’yı örnek alması sahipsiz hayvan sorununu daha da katlanmadan en insanca şekilde çözüme kavuşturacaktır.
Belçika’ da Almanya’ya benzer uygulamalar vardır ancak Belçika barınaklardan sahiplendirilemeyen hayvanları uyutmaktadır.
Fransa’da kentlerde sokak hayvanı sorunu bulunmasa da kırsal alanlardaki sahipsiz köpek sayısı ciddi oranda fazladır. Kentlerde sahipsiz hayvanlar gönüllülerin kurduğu barınaklarda geçici süre bakılmaktadır, bu sürede sahiplendirilemeyen hayvanlar veteriner hekim kontrolünde uyutulmaktadır.
İtalya’da 1991’den itibaren köpekler uyutulmamaktadır. Kısırlaştırma işlemi uygulanmaktadır. Özellikle güneyde sahipsiz köpek sorunu vardır. Köpeği sokağa bırakmak isteyenlere 2004’te çıkarılan bir kanunla 1 yıla kadar hapis veya 10.000 euro para cezası uygulanmaktadır.
İngiltere’de sahipsiz köpekler toplatılıp 7 gün barınaklarda bakılmakta sahiplendirilemezse hayvan refahı kuruluşuna gönderilmekte veya uyutulmaktadır. Ayrıca İngiltere’de pet shoplarda yavru kedi köpek satışı yasaklanmıştır.
ABD’de kamu sağlığını tehdit eden köpekler uyutulmaktadır. WSPA International’a göre ABD’de bulunan 89.7 milyon köpek bakımevlerinde tutulmaktadır ve sahiplendirilmediklerinde uyutulmaktadırlar. Bu durumda da her yıl ortalama 3-4 milyon köpek bakımevlerinde uyutulmaktadır. Onlara göre sokaklarda hayvan bulunmaması bir uygarlık göstergesidir.
Türkiye’de yakala-aşıla-kısırlaştır-aldığın yere bırak uygulaması vardır.
Sokak hayvanlarının bakılması görevi il çevre ve şehircilik müdürlükleri, belediyeler, il hayvan koruma kurulu, geçici özel bakımevleri, sorumlu veteriner hekim, hayvan sahiplerine verilmiştir dolayısıyla da hangi kurumda olduğu net değildir ve biraz da bu nedenle çözüm bulunamamaktadır.
Ayrıca yönetmelikte sadece belediyelere ilişkin yükümlülükler bulunmakta il özel idaresi ve köye ilişkin düzenleme bulunmamaktadır. Belediyeler tarafından toplanıp tedavi-kontrol edilen, kısırlaştırılan, aşılanan hayvanlar eğer bulaşıcı bir hastalığı yoksa, kendi başına hayatını devam ettirebilecek durumdaysa, insan sağlığını riske atmıyorsa, toplumsal huzuru bozacak derece saldırganlık durumu yoksa ve 10 gün içinde sahiplendirilememişse alındığı yere bırakılır. Sayıları çok arttığında veya insanlar tarafından şikayet edildiğinde köpekler toplanıp orman gibi şehirden uzak bir noktalara konulan ve maalesef koşulları çok da iyi olmayan barınaklara kapatılmaktadırlar.
Birçok ülke hayvanların nüfusunu kontrol altında tutacak, aynı zamanda onlara da yaşama hakkı sağlayacak uygulamayı yapabilecek bir düzene sahip değildir, bunu başarabilen ülkeler belirli bir refah seviyesine ulaşmış ülkelerdir.
Maalesef Türkiye’de de sokak hayvanları hala ciddi bir sorun teşkil etmektedir. En acil şekilde düzenli, kurallı en önemlisi acısız ve insanca bir çözüm üretilmelidir bu da tüm sahipsiz hayvanların ivedilikle kısırlaştırılmasından geçmektedir. Ayrıca toplanan köpeklerin yeterli büyüklükte, sağlığı riske atmayacak şekilde, hijyen koşullarına ve köpeğin hareket ihtiyacına uygun bir barınağa gideceğinin topluma da gösterilmesi, insanların kapılarının önlerinden toplanan köpeklerin güzel bakılacağı garantisinin verilmesi hayvan severlerin gönlüne su serpecek; tartışmalar, sorunlar bir nebze de olsa çözüm bulacaktır.
Bizim üzerimize düşen bir sonuca varmayacak, nefret içeren tartışmalardan uzak kalıp evlerimizin önüne bir kap mama bir kap su koyarak mevcut şartlarda en azından birkaç canın ihtiyacını karşılamaktır. Her olayda çok uç düşünceler olduğu gibi sokak hayvanları konusunda da vardır ve tartışmalar gittikçe kutuplaşmalara sebep olmaktadır. Ne tüm hayvanları itlaf etmeliyiz düşüncesi ne de saldırıya uğrayan, öldürülen insanların canını hiçe sayıp köpekleri yücelten anlayış akla mantığa uygundur…
İki düşünce de gerçeklikten ve insanlıktan uzaktır. Taraf olmayı bırakıp bilim ışığında, bilgi tabanlı çözümlerle hareket edersek bu dünyayı hepimiz için daha yaşanılabilir kılarız.
Simbians’ta yer alan diğer hastalıkları keşfedin.
Kaynaklar
Kırışık F, Öztürk K (2021), Şiddet Haberlerinden Hayvan Haklarına, Sahipsiz Köpek Sorunu, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 69, 360-388; 2021
Tandoğan O (2022), Kentleşme Bağlamında Sokak Hayvanlarının Değişen Statüsü, Kent Akademisi Dergisi, 15(4):1884-1905.
Keten A (2022), İnsan Kontrolü Dışındaki Köpekler İçin Kullanılan Kavramların Karmaşıklığı, Avrasya Terim Dergisi, 2022, 10 (3): 66 – 74