Bir girişim kurmak heyecanlıdır. Yeni bir fikri hayata geçirmek, kendi emeğinizle bir şeyler inşa etmek…
Bunlar çoğu zaman hayalini kurduğumuz özgürlüğün ve başarı hikâyelerinin ilk adımı gibi görünür. Ama işin zor kısmı, işte tam da bu heyecanın ardından başlar: “Biz bu girişimi nereye götürmek istiyoruz?” sorusu.
Çoğu girişimci, ilk başta bu soruyu görmezden gelir. Çünkü ürün ya da hizmet geliştirmek, yatırımcı peşinde koşmak, sosyal medyada görünür olmak çok daha cazip gelir. Ancak farkında olun ya da olmayın, girişiminizin uzun vadede “var olma sebebi” aslında stratejinizdir.
Boston Consulting Group’un kurucusu Bruce Henderson bunu şu sözü bunu çok güzel özetlemiştir.
Bir işletme rakiplerine göre emsalsiz bir avantaja sahip olmadıkça, var olması için bir neden yoktur.
Peki bu ne demek?
Gelin biraz açalım.
Stratejisiz Olmak: Kumdan Kale İnşa Etmek
Bir girişiminiz var diyelim.
Hedef kitleniz kabaca belli. Belki ufak tefek satışlarınız da oldu. Ancak elinizde net bir strateji yoksa aslında yaptığınız şey kumdan kale inşa etmeye benzer.
Dalga geldiğinde, yani pazar değiştiğinde, yeni rakipler çıktığında ya da tüketici beklentileri değiştiğinde, o kale yıkılır. Çünkü strateji, girişiminizin dalgalara karşı dayanak noktasıdır.
Bir strateji, yalnızca “büyük vizyon cümleleri” demek değildir. Strateji, hangi müşteriye, hangi değer önerisiyle, hangi farklılık üzerinden ulaşacağınızı net biçimde tarif etmektir.
Stratejisiz Girişim Başarılı Olabilir Mi?
Stratejisiz Girişimlerin Tipik 5 Sorunu
Eğer bir girişimin stratejisi yoksa, genellikle şu sorunlarla boğuşur:
Kime hitap ettiği belli değildir.
“Herkese ulaşmak istiyoruz” cümlesi kulağa güzel gelse de aslında hedef kitle net değildir. Bu da pazarlama bütçesini boşa harcamaya yol açar.
Ürün/hizmet kolayca taklit edilir.
Stratejik farklılık yoksa, rakipler aynı ürünü biraz daha ucuz ya da hızlı çıkarabilir. Girişim bir anda görünmez hale gelir.
Kısa vadeli başarıya aldanma.
Stratejisiz girişimler ilk satışları başarı zanneder. Ancak uzun vadede sürdürülebilirlik sağlayamaz.
Ekip motivasyonunun düşmesi.
Ortada ortak bir hedef, net bir yol haritası yoksa ekip üyeleri neyin peşinde olduklarını anlayamaz.
Yatırımcı güveni zayıflar.
Stratejisi olmayan girişimler yatırımcıya cazip görünmez. Çünkü yatırımcı için asıl önemli olan “sürdürülebilir büyüme”dir.
“Ama Bizim Çok İyi Bir Ürünümüz Var” Yanılgısı
Birçok girişimci, strateji eksikliğini aşağıdaki cümleyle gizler.
“Bizim ürünümüz çok iyi, zaten kendini satar.”
Maalesef bu, çoğunlukla doğru değildir. Çünkü iyi ürün tek başına yeterli değildir. Pazarda benzer ya da daha iyi ürün çıkabilir. Asıl mesele, ürünün etrafına eşsiz bir değer önerisi kurmaktır. İşte strateji burada devreye girer.
Örneğin; kahve satmak sıradan bir iştir. Ama Starbucks, kahveyi bir “yaşam tarzı” deneyimiyle sunduğu için var oldu.
Telefon üretmek herkesin yapabileceği bir şeydi. Ama Apple, “tasarım + ekosistem” stratejisiyle rakiplerinden ayrıştı.
Ürün iyi olabilir. Ama ürünü eşsiz kılan stratejidir.
Stratejinin Kalbi: Farklılık
Stratejinin özü aslında şudur.
Rakiplerinden farklı, ama müşterin için değerli bir şey sunabiliyor musun?
Eğer farklı değilsen, yani rakiplerinle aynı stratejiyi izliyorsan, aslında stratejin yok demektir.
Eğer farklısın ama kolayca taklit edilebiliyorsan, zayıf bir stratejin vardır.
Eğer hem farklısın hem de bu farklılık zor taklit ediliyorsa, işte o zaman güçlü ve sağlam bir stratejin vardır.
Girişim dünyasında ayakta kalanlar işte bu üçüncü kategoriye girer.
Strateji Olmadan Var Olmak: Psikolojik Bir Tuzak
Girişimciler bazen stratejisiz de ilerlediklerini fark etmezler. Çünkü kısa vadede satışlar, müşteri geri bildirimleri, hatta küçük başarılar vardır. Bu başarılar bir “yanılsama” yaratır.
Ama işin gerçeği şudur.
Stratejisiz girişimler aslında “geçici”dir.
Bir gün mutlaka pazardaki dalgalanmalara yenik düşerler. Çünkü onları ayakta tutan şey, tesadüfî fırsatlardır, planlı farklılık değil.
Bunu şöyle düşünebiliriz.
Bir gemi düşünün. Yelkenleri şişiren rüzgâr var, gemi hızla ilerliyor. Ama dümen yok. Nereye gittiğini bilmediği için rüzgâr dindiğinde, gemi bir anda ortada kalır. Strateji işte o dümen gibidir.
Ne Yapmalı? Strateji Nasıl İnşa Edilir?
Eğer bir girişimciyseniz ve bu yazıyı okurken “bizim de aslında stratejimiz yok galiba” diye düşündüyseniz, moralinizi bozmayın. Strateji sonradan da inşa edilebilir.
Bunun için aşağıdaki adımları düşünebilirsiniz.
Hedef kitlenizi netleştirin.
“Kime hizmet ediyorum?” sorusunu olabildiğince dar ve net tanımlayın.
Rakip analizi yapın.
Rakipleriniz hangi stratejiyi izliyor? Nerelerde boşluk var?
Değer önerinizi belirleyin.
Müşteriniz için gerçekten önemli olan farklılığınızı tanımlayın.
Taklit edilmezliği test edin.
Bu farklılık rakipler tarafından kolayca kopyalanabilir mi? Eğer evetse, daha özgün bir şey bulmalısınız.
Uzun vadeli yol haritası çıkarın.
Strateji kısa vadeli kampanyalar değil, uzun vadeli bir yön duygusudur.
Bir girişimin stratejisiz ilerlemesi, aslında “varmış gibi görünmek”tir. Tıpkı ışıkları açık ama içinde kimsenin yaşamadığı bir eve benzer. Dışarıdan canlı gözükür, ama içeride sürdürülebilir bir hayat yoktur.
O yüzden, girişim yolculuğunda atılacak en önemli adımlardan biri, ürün geliştirmekten, yatırımcı bulmaktan bile önce, sağlam bir strateji kurmaktır. Çünkü strateji, girişiminizin hem var olma sebebini hem de geleceğini belirler.
Yazımı biir notla bitireyim.
Eğer bir girişimciyseniz, her sabah kendinize şu soruyu sorun.
“Benim girişimim, rakiplerime göre hangi emsalsiz avantajı sunuyor?”
Eğer bu soruya net ve güçlü bir cevap veremiyorsanız, henüz gerçek anlamda var olmuyorsunuz. Ve bu hiç de kötü bir şey değil!
Çünkü farkına varmak, strateji inşa etmenin ilk adımıdır.
Simbians, verimliliğinizi artırırken iyi hissetmenizi ve iyi olmanızı sağlayan kişisel iyilik platformudur.