Zehirli kelimesi gelince ne kadar korkutucu olsa da hemen korkmayın zehirli guatr öldürmüyor. Zehirli Guatr tıp dilinde Hipertirodi tedavisi görüp şu anda hayatını çok normal devam eden biri olarak yazacağım.
Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Halk arasında zahirli guatr olarak bilinen hipertiroidi hastalığı aslında boyun bölgesinde bulunan vücutta pek çok fonksiyonun düzenlenmesini sağlayan hormonların üretiminde sorumlu bezin çok çalışıp şişmesidir.
Tiroit Bezi
Boyun bölgesinde bulunan tiroit bezi bir iç salgı bezidir. Tiroidin işlevi; T3 ve T4 adı verilen hormon üretmesi ve bunları kana salmasıdır.
Kanda yeterli düzeyde bulunması gereken bu hormonların temel görevi, vücudun metabolizması ile ilgili tüm işlemleri kontrol etmesi ve doğru şekilde yürümesini sağlamasıdır.
Tiroit bezi normalden fazla çalıştığında vücut metabolizması bozulur ve mükemmel düzende çalışan vücudumuzda değişimler olur ve genellikle boyun bölgesinde şişlikler oluşur.
Benim hastalığımı öğrenmem de böyle başlamıştı boğazımdaki şişliği fark etmekle…
Sizde ya da herhangi bir yakınınızın boğazında özellikle anormal bir şişme varsa – bazen olmaya da bilir – boğazda şişlik olmayabileceği gibi bu hastalığın diğer belirtileri olan terleme, yüksek tansiyon, ellerde titreme, kilo kaybı, çarpıntı, sinirlilik, uykusuzluk gibi şikâyetleriniz varsa sizde aile hekiminize, endokrin ya Kulak Burun Boğaz hekimine danışabilirsiniz.
Kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğü bilimsel olarak tespit edilen iyot yetersizliği hastalıkları kadınlarda özellikle menstrual döngü dediğimiz, iki yumurtlama arasında geçen süre ve bu süreçte kadın vücudunda meydana gelen değişimler, adet düzenini bozmakta, kadın vücudunda erkek (androjen) hormonun fazla salgılanmasıyla normalin üstünde kıllanmaya sebep olabilir.
İlk kendi muayene ettikten sonra tanı için gerekli gördüğü takdirde kan testlerini, tiroid ultrasonu, tiroid sintigrafisini, biyopsi yani parça alınmasını isteyecektir. Gelen sonuca göre hekim ve hastayla en uygun tedavi planlanıyor.
Adı zehirli olsa da genellikle ilaç tedavisi uygulanır ve tedaviyle bezin çalışması kontrol altına alınır.
Ben gibi inatçıysanız ve hastalıklarınız da size çektiyse maalesef tedavi bu kadar kolay olmuyor. İlaç tedavi, cerrahi işlem (ameliyat), iyot (radyoaktif, atom) tedavileriyle bu hastalıkla baş etmek mümkün.
Dediğim gibi ben ve hastalıklarım inatçı olduğumuz için sadece ilaç tedavisiyle yetinmeyip hem cerrahi tedavi hem iyot tedavisi görüp öyle düzeldik.
İlerleyen ve tedavi edilmeyen durumlarda kalp ritimlerinde bozulmalar ciddi çarpıntılar meydana gelebilir. Bu açılardan bakıldığında zehirli tiroid ve diğer tiroid bozuklukları oldukça önemli bir hastalıklardır.
Cerrahi işlem için boyun bölgesindeki şişliğin boyutu ve durumuna bakılır. Genelde ağrı yapmayan bu nodüller çok büyürse nefes darlığı, öksürük gibi şikayetlere neden olabilir. Ayrıca bu nodüller bazen kanamış ya da iltihaplanmış olabilir mutlaka düzenli takibi yapılmalıdır. Cerrahi işlem sonrası patolojiye gönderilen örneklerin sonuçları beklenir ve gelen sonuç önceden varsa biyopsi ile karşılaştırılıp herhangi karsinom bulgusu olup olmadığı açısından değerlendirilir. Eğer yoksa tekrar ilaç tedavi devam edip düzenli takip edilir. Herhangi bir karsinom bulgusuna rastlanması durumunda ameliyatı yapan doktor sonucu değerlendirip ona göre yönlendirmeler yapar.
Tiroid kanseri tanısı konulsa da sizi korkutmasın doğru tanı ve tedavi uygulandığında tedavi başarısı yüksek bir hastalıktır. Tiroid kanserinde dört tip mevcuttur; papiller, folliküler, medüller, anaplastik tip.
Hangi tip olduğunu ve nasıl bir tedavi uygulanacağını doktorla beraber karar veriyorsunuz.
Ben folliküler tip için radyoaktif atom tedavisi gördüm. Bu tedavide ilk olarak iyot diyeti uygulanır. Sağlıklı bir bireyin ortalama günlük iyot ihtiyacı 150 mikrogramdır. İyot kısıtlı diyet programında ise iyot tüketimi 50 mikrogram ile sınırlandırılmıştır.
İyot kısıtlı diyetin amacı vücuttaki iyot depolarını tüketmektir, bu da radyoaktif iyot taraması ve tedavisinin etkinliğini arttırmayı sağlar. İyot depoları boşaldıktan sonra radyoaktif atom tedavisine başlanır. Bu korkulacak bir tedavi olmamakla beraber kısa süren ve radyoterapiye kemoterapiye kıyasla çok daha rahat bir tedavi yöntemidir.
İşlem atom adı verilen hapı yutmaktan ibarettir.
Hap yutulduktan sonra hasta bir süre hastanede halk arasında karanlık oda olarak bilinen odada gözetimde tutulur. Halk arasında karanlık oda diye bilinmesinin sebebi odanın duvarlarının kurşun kaplama olmasıdır bu da atom alan hasta ciddi bir radyasyon yayacağından çevredekileri koruma amaçlı yapılmıştır.
Radyoaktif atom alan hastanın gerek hastanede gerek hastaneden ayrıldığı dönemlerde uyması gereken bazı kurallar vardır ve hasta bu konuda tedaviyi yöneten hastane ekibi tarafından bilgilendirilir.
Atom tedavisinde genelde ciddi bir yan etki görülmese de mide bulantısı, bağışıklık sisteminde zayıflama gibi etkiler hastaya bağlı olarak görülebilir. Tedavi sürecinde tedavi ve bakım yapan ekiple iletişimde olunmalı. Radyoaktif tedaviden belli zaman geçtikten sonra gerekli test ve taramalar yapılıp hasta taburcu edilir.
Ömür boyu ilaç ve takip gerekir bu biraz zor ve sıkıcı görünse de insan bir kez canıyla sınanıp biraz daha yaşamak için iyileşmek için bir sürü tedavi görünce anlıyor değerini ve hiç aksatmıyor.
Zaten en büyük sorunumuz da bu değil mi kaybetmeden anlamıyoruz bir şeylerin değerini..