Dün çocuk ve ergen psikiyatri servisindeydim. Ders uygulaması için gitmiştim. Akademik bir çerçevede orada bulunan öğrencilerim için gözlem yapacak, süreci değerlendirecek, belki birkaç not alıp dönecektim. Ama oradan yalnızca notlarla değil, ağır ama öğretici duygularla çıktım.
O serviste 11–18 yaş arası çocukların, çoğu yetişkinin bile taşımakta zorlandığı psikiyatrik yüklerle nasıl mücadele ettiğini gördüm. Kaygı bozuklukları, depresyon, davranış sorunları, travmatik deneyimler…
Her birinin hikâyesi ayrıydı. Her birinin gözlerinde farklı bir soru vardı.
Kapıdan içeri girdiğinizde ilk hissedilen şey bir tür sessizlik. Ama o sessizlik boş değil. İçinde bastırılmış öfke, dile gelmeyen korku, anlaşılma arzusu ve yorulmuşluk var. Çocuklar konuşuyor, gülüyor, dolaşıyorlar; ama bir katman daha derine indiğinizde başka bir gerçeklik hissediliyor.
Bir masanın etrafında birkaç çocuk mandala boyuyordu. Renkli kalemler, desenli kağıtlar, dikkatli bakışlar…
İlk bakışta sıradan bir etkinlik gibi görülebilir.
Oysa orada mandala sadece zaman geçirmek için yapılan bir aktivite değildi. Orada mandala, dağılmamak için bir sınır çizmekti.
“Ben sanat yapıyorum”
Yanıma bir çocuk geldi. Gözlerinde hem çekingenlik hem de gurur vardı.
“Ben sanat yapıyorum. Odama gelip bakar mısın?”
Bu cümlede hastalık yoktu. Tanı yoktu. Etiket yoktu. Sadece üretme isteği vardı.
Odasına gittim. Duvarında ve masasında yaptığı mandalalar asılıydı. Her birini tek tek anlattı. Hangi gün yaptığını, hangi ruh haliyle boyadığını, hangi renkleri neden seçtiğini…
- “Bunu yaparken çok sinirliydim.”
- “Bunda biraz daha sakindim.”
- “Bunu bitirince iyi hissettim.”


Dışarıdan bakınca bir kağıt ve renkli kalemler. Ama aslında her biri bir duygu günlüğüydü. Konuşulamayanın çizilmiş haliydi. Kontrol edilemeyen bir iç dünyanın, simetri ile dengelenmeye çalışılmasıydı.
Onu dinlerken içimde iki duygu bir aradaydı: Hayranlık ve hüzün.
Hayranlık, bu kadar karmaşık bir duygusal yükün içinde üretmeye devam edebilmesine.
Hüzün ise, bu üretimin bir hastane odasında gerçekleşmesine.
Çocuklar içinde oldukları durumu biliyor mu?
Orada en çok düşündüğüm sorulardan biri şuydu.
Bu çocuklar içinde oldukları durumun ne kadar farkında?
- Akranlarından ayrı bir serviste olduklarını biliyorlar mı?
- “Neden ben buradayım?” sorusu zihinlerinden geçiyor mu?
- Yoksa sadece “iyileşmem gerekiyor” cümlesini mi tekrar ediyorlar?
Ergenlik zaten başlı başına bir kimlik arayışı. “Ben kimim?” sorusunun en yoğun yaşandığı dönem.
Böyle bir dönemde bir de ruhsal bir mücadele eklendiğinde, benlik algısı nasıl etkileniyor?
Yetişkinler bile terapi süreçlerinde zorlanıyor, kabullenme aşamalarında kırılıyor, direnç gösteriyor. Oysa burada, benliği daha yeni şekillenen çocuklar bu süreçten geçiyor. Bu düşünce içimde ağır bir yer kapladı.
Mandala neden iyileştirici?
O gün bir şeyi çok net gördüm: Mandala sadece bir sanat etkinliği değil.
Mandala bir sınır.
Mandala bir düzen.
Mandala bir kontrol alanı.
Hayatlarının bazı alanlarında kontrol kaybı yaşayan bu çocuklar için, kağıdın üzerindeki o desen kontrol edilebilir bir evren sunuyor. Çizgiler belli. Alanlar belli. Taşmadan boyayabilirsiniz. Hata yaptığınızda düzeltme şansınız var. Renk seçimi size ait.
Karmaşık bir iç dünyayı, simetrik bir desenin içine yerleştirmek… Bu başlı başına düzenleyici bir deneyim.
Psikiyatrik süreçlerde sanatın ve yaratıcı etkinliklerin neden bu kadar önemli olduğunu orada bir kez daha anladım. Çünkü bazı duygular kelimeye dönüşemez. Ama renge dönüşebilir.
Bir çocuk konuşamayabilir. Ama kırmızıyı seçebilir.
Bir çocuk ağlayamayabilir. Ama siyahı yoğunlaştırabilir.
Bir çocuk “çok karışığım” diyemeyebilir. Ama desenin dışına taşan çizgilerle bunu gösterebilir.
Sanat burada kaçış değil, temas biçimi.
Ailelerin görünmeyen yükü
Serviste sadece çocuklar yok. Aileler de var. Bekleyen, umut eden, kaygılanan aileler…
Bir ebeveyn için çocuğunun ruhsal bir mücadele içinde olduğunu görmek, derin bir çaresizlik duygusu yaratabiliyor. “Nerede hata yaptım?” sorusu, çoğu zaman sessizce zihinde dönüp duruyor. Suçluluk, korku, umut ve yorgunluk iç içe geçiyor.
Bir çocuğun psikiyatrik süreci aslında çoğu zaman tüm ailenin süreci.
Ama orada şunu da gördüm: Çocuklar gerçekten ilgilenildiğinde değişiyor. Göz teması kurulduğunda yumuşuyorlar. Dinlendiklerinde rahatlıyorlar. Takdir edildiklerinde yüzleri aydınlanıyor.
Çok güzel yapmışsın.
Bu cümle bazen bir ilacın yapamadığını yapabiliyor.
Çünkü o cümle şunu söylüyor: “Seni görüyorum.”
İyileşme nerede başlıyor?
O gün şuna tanık oldum: İyileşme her zaman büyük adımlarla gelmiyor.
Bazen bir odaya girip gerçekten bakmakla başlıyor.
Bazen bir çocuğun anlattığını bölmeden dinlemekle.
Bazen onu tanısı üzerinden değil, potansiyeli üzerinden görmekle.
İyileşme belki de önce görülmekle başlıyor.
O mandalaları çok beğendim. Ama asıl etkileyen şey teknik değil, hikâyeydi. Her bir desen, “Ben buradayım.” demenin bir yoluydu. “Ben sadece hastalığımdan ibaret değilim.” demenin sessiz bir ifadesiydi.
Oradan değişerek çıktım
Ders uygulamasına gitmiştim. Ama bana en güçlü dersi o çocuk verdi.
Ben sanat yapıyorum.
Bu cümlede kimlik var.
Bu cümlede güç var.
Bu cümlede umut var.
Belki o çocuk bir süre daha o serviste kalacak. Belki süreç uzun olacak. Belki inişler çıkışlar yaşanacak. Ama şunu biliyorum.
Üretebildiği sürece, ifade edebildiği sürece, görülmeye devam ettiği sürece iyileşme ihtimali hep var.
Eve dönerken şunu düşündüm.
Keşke her çocuk acısını anlatacak bir renk bulabilse.
Keşke her çocuk kendini anlatırken dinleyen bir yetişkinle karşılaşsa.
Keşke her çocuk “Ben bir şey yapabiliyorum.” duygusunu tadabilse.
Çocuk ve Ergen Psikiyatri servisinde gördüğüm şey yalnızca kırılganlık değildi. Dirençti. Yaratıcılıktı. İfade arayışıydı.
Ve belki de en önemlisi şuydu.
En karmaşık duygular, bazen en simetrik desenlerin içine saklanır.
O desenlere bakarken şunu hissettim.
Bu çocuklar sadece iyileşmeye çalışmıyorlar.
Aynı zamanda var olmaya çalışıyorlar.
Ve bazen bir mandala, bir çocuğun “Ben buradayım.” deme biçimidir.
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.

