Bir ömür nasıl geçer?
Üç kelime: Doğum, yaşam, ölüm.
Geçen her saniye ömrümüzden eksilen bir zamanı temsil ediyor olsa da asıl değerli olan bizim her saniyemizi nasıl geçirdiğimiz ve gençliğimizden itibaren bedenimize ve ruhumuza nasıl davrandığımızdır.
Tabii ki yaşlanıyoruz. Yaşlanmak, fizyolojik bir süreç. Hatta bundan çok daha fazlası.
Başlığımda bahsettiğim “Sedanter (Hareketsiz) Yaşam Tarzı” oldukça rahat bir yaşam stili gibi duruyor değil mi?
Aslında yaşlılığın baş düşmanı olan bu kavram pek çok kronik hastalığın risk faktörleri arasında sayılmakta.
Sedanter yaşam tarzı, fiziksel aktivitenin yok denecek kadar az olduğu yaşamdır. Emeklilikle birlikte bireylerin iş yaşamının sona ermesi ile evde daha çok dinlenerek vakit geçirmek bu duruma en uygun örnektir. Bireyler emeklilik sonrası evde dinlenmenin hayalini kurarken uzun vadede getireceği sorunları görmezden gelir. Bu noktada uzun süreli hareketsiz yaşam, zaman içerisinde fizyolojik olarak gerileyen yaşlı bedeni için pek çok sağlık sorununun ortaya çıkışına zemin hazırlamaktadır. Gelin hareketsizliğin yaşlılar üzerine olumsuz etkilerini ve bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmanın kısa yollarını birlikte keşfedelim!
Hareketsiz yaşam, sağlıksız beden, hasta organlar…
- Yaşlılık, vücuttaki yıkım faaliyetlerinin yapım faaliyetlerinden fazla olduğu dönemdir. Bu sebeple yaşlılıkta oturularak geçirilen zamanın artması kalp hastalıkları için tehlike çanlarının çalmaya başlaması anlamına gelir. Kalp hastalıkları yaşamın her döneminde ortaya çıkabilmekle birlikte etkileri en fazla yaşlılık döneminde görülmeye başlar. Yıllar içerisinde temelde hareketsizlik olmak üzere sigara, alkol, kötü beslenme alışkanlıkları, stresli yaşam, genetik faktörler gibi etkenler sebebiyle damarlarda meydana gelen değişimler beraberinde yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp krizi gibi etkileri ölümcül olabilecek sağlık sorunlarını meydana getirir.
- Vücut için zararlı etkiye sahip olan “Kötü Kolesterol” adını verdiğimiz değerin (HDL) artışına yol açarak vücut yağ profilinin bozulmasına sebep olur. Vücut yağ profilinin bozulması demek karaciğer hastalıkları için zeminin oluşması demektir. Vücudumuzun laboratuvarı olarak bilinen karaciğer, bu durumda yağlanmaya başlar. Böylece kronik karaciğer hastalıklarından olan “Karaciğer Yağlanması” tablosu karşımıza çıkar.
- Kötü beslenme alışkanlıkları, bilinçsiz antibiyotik kullanımı ve hareketsizlik gibi etkenler yaşlılıkta sindirim sorunlarının görülmesine yol açar. Reflü, mide ve bağırsak kanserleri, bağırsak alışkanlığının ve bağırsak florasının sağlıksız olması gibi mide ve bağırsak kaynaklı hastalıkların yaşlılıkta etkileri belirginleşir.
- Yaşlanma sürecinde beyinde de fizyolojik ve kimyasal pek çok değişim gerçekleşir. Bu değişimler sanıldığı gibi 60-65 yaşından sonra oluşmaya başlamaz. Her organın yaşlanma süreci farklılık gösterebileceği gibi bu, uzun döneme yayılmış bir süreçtir. Ayrıca her yaşlanan bireyin beyin fonksiyonlarında belirgin bir değişim olacağı kesin bir yargı değildir. Ünlü besteci Verdi, ünlü Alman yazar Goethe, ünlü ressam Picasso gibi pek çok örnek yaşlılık sürecinde de üretkenliğin devam edebildiğinin kanıtıdır. Yazımın başında da bahsettiğim gibi temel nokta gençlikten başlayan süreçten itibaren zihnimizin ve bedenimizin hangi uğraşlarla meşgul olduğudur. Yaşlılıkta görülme sıklığı artan beyin kökenli hastalıkların başında alzheimer ve inme gelmektedir.
- Yaşlanmaya bağlı mesane sağlığında da ciddi sorunlar görülmektedir. Erkeklerde prostat, idrar kaçırma; kadınlarda üriner organlarda sarkma, idrar kaçırma ve getireceği bazı sorunlar bireyin günlük yaşamını olumsuz etkiler.
Peki, yaşlandığımızda sağlıklı organlara sahip olmak için neler yapmalıyız?
Aslında bu sorunun cevabı oldukça basit. İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun 80/20 Kuralı’ nda bahsettiği gibi sorunu oluşturan etkenleri ortadan kaldırırsak sorun çözülür. Temelde saptadığımız sorunlar; alkol-sigara gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı, kötü beslenme alışkanlıkları, stres dolu bir yaşam. En önemlisi de asıl anlatmak istediğim: Hareketsiz Yaşam.
Yaşlılar İçin Tavsiyeler
Gençliğimizden itibaren yapmamız gereken düzenli ve kontrollü egzersizlerimizi yapmak.
Kalp atışlarının, kan dolaşımının ve solunumun düzenlenmesine yardımcı olarak kalbin yaşlanmasını geciktirir.
Karaciğeri korur, yağlanmasını ve buna bağlı gelişebilecek hastalıkları büyük oranda engeller.
Mide ve bağırsak sağlığının korunmasında olumlu yönde etkileri vardır. Düzenli bağırsak alışkanlığının sürdürülmesinde oldukça etkilidir.
Düşünme yetilerinin korunması ve hafızanın güçlendirilmesine yardımcı olur. Ayrıca sadece bedensel egzersizler değil zihinsel egzersizler de beyni koruyarak yaşlanmasını geciktirir.
’’Kegel Egzersizi’’ adını verdiğimiz egzersizler pelvik taban kaslarını güçlendirir. Yaşlılıkta görülebilecek idrar kaçırma sorununu çözmedeki etkileri kanıtlanmıştır.
Hobi edinmek
Fiziksel egzersizler kadar zihin jimnastikleri de rahat bir yaşlılık dönemi için olmazsa olmazlardandır. Yapmaktan hoşlandığınız bir uğraşı hobi edinebilir, kaliteli vakit geçirerek beyninizin yaşlanmasını da geciktirebilirsiniz.
Alkol-sigara gibi bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durmak
Kalbin, akciğerin ve beynin erken yaşlanmasına sebep olacak etkenleri büyük oranda azaltmış olursunuz.
Dengeli ve düzenli beslenmek.
Mide ve bağırsak sağlığını korumak anlamına gelir. Bağırsaklar ikinci beynimizdir. Günlük yaşamımızdan oldukça etkilenirler.
Stresi iyi yönetmek.
Hepimizin sıkça duyduğu “Stresten Uzak Durmak” cümlesini bu maddeye yazmak istemedim doğrusu. Çünkü bu imkânsız bir durum. Şehirde veya kırsalda fark etmeksizin her türden insan gün içerisinde pek çok stres faktörüne maruz kalır. Önemli olan nokta stresin etkili yönetimidir. Strese giren hücreler erken yaşlanır. Bütüne bakacak olursak bu durum organların erken yaşlanması anlamına gelir.
Gördüğünüz gibi zihinsel ve fiziksel pek çok türde egzersiz yapmak hayati organlarımızın tümünü olumlu etkiliyor ve yaşlanmalarını geciktiriyor. “Benim bu yazımda anlatmak istediğim…” gibi klasik bir cümle kurmayacağım. Çünkü bu yazı yaşlı sağlığına yönelik yazılsa da yaşlanma her saniyemizde oluşan dinamik bir süreç. Kaliteli yaşlanma ise asıl ulaşılmak istenen hedeftir. Bu sebeple yazımda bulunduğum küçük ama değerli olan önerileri her yaştan insanın uygulaması gerektiğini düşünüyorum.
Oscar Wilde’in de söylediği gibi ”İnsan ruhu yaşlı doğar ve giderek gençleşir, bu yaşamın komedisidir. İnsan bedeni ise genç doğar ve giderek yaşlanır, bu ise yaşamın trajedisidir.”
Tüm okurlara hareketli yaşam, sağlıklı beden ve sağlıklı organlar diliyorum.
Kaynaklar
Belice, T., Bölükbaşı, S. Ve Mandıracıoğlu, A. (2021). Yaşlılarda Fiziksel İnaktivitenin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 8(1): 44-48.
Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1169876
Özkatar Kaya, E., Sarıtaş, N., Yıldız, K. Ve Kaya, M. (2018). Sedanter Olan ve Olmayan Bireylerin Fiziksel Aktivite ve Yaşam Tatmin Düzeyleri Üzerine Araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi,5(3):89-94. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/544678
ERGÜN, M. (2013). Yaşlılık ve Egzersiz, Turkish Journal of Sports Medicine, Volume 48, Issue 4, page:131-138. Erişim adresi: https://journalofsportsmedicine.org/full-text/36/tur
Özdemir, O. (2013). Yaşlılar İçin Egzersiz, Hacettepe Üniversitesi Kastamonu Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı. Erişim adresi: http://www.gebam.hacettepe.edu.tr/oneri/yaslilaricinegzersiz.pdf
Bingöl, A. (2004). Zihin Sağlığı. Erişim adresi: https://geriatri.org.tr/pdfler/zihinsagligi.pdf