Bu içerikle kronik glomerülonefritin ne olduğunu, nasıl geliştiğini, neden sinsi seyrettiğini, hangi belirtilerle ortaya çıktığını ve böbrek yetmezliğine giden süreçte tedavi ve bakımın neden önemli olduğunu öğreneceksiniz.
Bazı böbrek hastalıkları vardır ki, yıllar boyunca neredeyse hiçbir belirti vermez. Kişi günlük yaşamına devam eder, kendini “idare eder” hisseder; ta ki bir gün rutin bir kontrolde ya da beklenmedik bir sağlık sorunuyla her şey ortaya çıkana kadar. Kronik glomerülonefrit, tam da böyle ilerleyen, sinsi ama sonuçları ağır olabilen bir hastalıktır.
Bu yazımda kronik glomerülonefrit nedir, nasıl gelişir, neden geç fark edilir, hangi belirtilerle kendini gösterir ve tedavi–bakım sürecinde nelere odaklanılır sorularını açıklayıcı bir şekilde ele alacağım.
Kronik Glomerülonefrit Nedir?
Kronik glomerülonefrit, böbreğin süzme birimleri olan glomerüllerin uzun süreli ve ilerleyici hasarı ile karakterize bir hastalıktır. Çoğu zaman;
-
Akut glomerülonefrit ataklarının sık tekrarı,
-
Uzun süreli ve kontrolsüz hipertansiyon sonucu gelişen hipertansif nefroskleroz,
-
Hiperlipidemi gibi metabolik sorunlar
zemininde ortaya çıkar.
Bu süreçte glomerüllerdeki hasar geri dönüşsüz hale gelir. Böbrekler görevlerini yavaş yavaş kaybeder ve sonuçta kronik böbrek yetmezliği tablosu gelişir.
Kronik Glomerülonefrit Neden “Sinsi” Bir Hastalıktır?
Kronik glomerülonefritin en zorlayıcı yönü, yavaş ve sessiz ilerlemesidir. Hastalığın erken dönemlerinde;
-
Belirgin ağrı yoktur.
-
Ateş görülmez.
-
İdrar miktarı genellikle korunur.
Bu nedenle birçok hasta yıllarca böbreklerinde ciddi bir sorun olduğunu fark etmez.
Üstelik diabetes mellitus ve sistemik lupus eritematozus gibi hastalıklar, böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı maskeleyebilir. Bu durum, kronik glomerülonefritin erken dönemde tanınmasını daha da zorlaştırır.
Kronik Glomerülonefritte Temel Patofizyoloji
Kronik glomerülonefritte zamanla;
-
Proteinüri (idrarda protein kaybı),
-
Hematüri (idrarda kan),
-
Glomerüler filtrasyon hızında azalma
gelişir.
Böbrek işlevlerinin azalmasıyla birlikte yavaş ilerleyen bir üremik sendrom ortaya çıkar. Bu tablo, vücutta toksik maddelerin birikmesine ve çok sayıda sistemi etkileyen belirtilere yol açar.
Kronik Glomerülonefrit Belirtileri: Hastalık Kendini Nasıl Gösterir?
Uzun Süre Belirti Vermeyebilir
Birçok hastada kronik glomerülonefrit;
-
Yıllarca hiçbir belirti olmadan ilerleyebilir
-
İlk bulgular, rutin kontroller sırasında tesadüfen saptanabilir
Bu durum, hastalığın geç evrede fark edilmesine neden olur.
Rutin Kontrollerde Ortaya Çıkan Bulgular
Kronik glomerülonefrit bazen şu bulgularla fark edilir.
-
Hipertansiyon
-
BUN ve serum kreatinin düzeylerinde yükselme
-
Rutin göz muayenesinde;
-
Göz damarlarında değişiklikler
-
Retinada kanamalar
-
Bu bulgular, böbrek hasarının artık sistemik etkiler oluşturmaya başladığını gösterir.
Ani ve Ciddi İlk Belirtiler
Bazı hastalarda hastalığın ilk fark edilen belirtisi oldukça dramatik olabilir.
-
Şiddetli burun kanaması
-
Felç (inme)
Bu durum genellikle uzun süredir kontrolsüz seyreden hipertansiyonun bir sonucudur.
Günlük Hayatta Dikkat Çeken Yakınmalar
Hastalar zamanla şu şikâyetleri dile getirebilir.
-
Geceleri ayaklarda hafif şişlik (periferik ödem)
-
Noktüri (gece idrara çıkma)
-
Kilo kaybı
-
Huzursuzluk
-
Halsizlik ve performans düşüklüğü
İlerleyen dönemde;
-
Periorbital ödem (göz çevresinde şişlik)
-
Yaygın periferal ödem
-
Üremi belirtileri
görülmeye başlar.
Kronik Glomerülonefritte Metabolik ve Elektrolit Sorunları
Kronik glomerülonefrit ilerledikçe böbreğin düzenleyici işlevleri bozulur.
Hiperkalemi
-
Potasyum atılımı azalır.
-
İlaçlar ve besinlerle potasyum alımı arttığında hiperkalemi gelişir.
-
Bu durum kalp ritim bozuklukları açısından ciddi risk oluşturur.
Metabolik Asidoz
-
Böbreklerin asit sekresyonu azalır.
-
Bikarbonat dengesini sağlama yeteneği kaybolur.
-
Sonuçta metabolik asidoz gelişir.
Bu tablolar, hastanın genel durumunu ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiler.
Kronik Glomerülonefrit ve Böbrek Yetmezliği
Kronik glomerülonefrit ilerleyici bir hastalıktır. Tedaviyle süreç yavaşlatılabilir; ancak tamamen durdurulamadığında;
-
Kronik böbrek yetmezliği
-
İleri evrede diyaliz veya böbrek nakli ihtiyacı
gündeme gelir.
Bu nedenle erken fark edilmesi ve düzenli izlenmesi büyük önem taşır.
Kronik Glomerülonefritte Tedavi ve Bakım Yaklaşımı
Kronik glomerülonefritte tedavi genellikle destekleyici ve belirtilere yöneliktir. Amaç, böbrek fonksiyon kaybını yavaşlatmak ve komplikasyonları kontrol altına almaktır.
Beslenme Düzenlemeleri
-
Protein kısıtlaması: Aşırı protein alımı, böbrek yükünü artırır. Uygun düzeyde protein kısıtlaması, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.
-
Fosfat kısıtlaması: Fosfat birikimi kemik ve damar sağlığını olumsuz etkiler. Diyetle fosfat kontrolü önemlidir.
Diğer Destekleyici Yaklaşımlar
-
Kan basıncının etkin kontrolü
-
Elektrolit dengesinin izlenmesi
-
Asidoz ve hiperkalemiye yönelik tedavi
-
Düzenli laboratuvar ve klinik takip
Kronik glomerülonefrit, yıllar boyunca fark edilmeden ilerleyebilen; ancak sonuçta böbrek yetmezliğine yol açabilen ciddi bir hastalıktır. Belirti vermemesi, onun zararsız olduğu anlamına gelmez.
Rutin kontroller, erken farkındalık, doğru beslenme düzenlemeleri ve düzenli tıbbi takip ile hastalığın ilerleyişi yavaşlatılabilir ve yaşam kalitesi korunabilir.
Unutulmamalıdır, böbrekler sessiz çalışır. Onları korumanın en etkili yolu, sessiz sinyalleri zamanında fark edebilmektir.
**
Glomerülonefrit İle İlgili Diğer Yazılar
Glomerülonefrit Nedir? Akut ve Kronik Türleriyle Böbrek Glomerül Hastalığı
Akut Glomerülonefrit Nedir? Boğaz Enfeksiyonundan Sonra Böbreklerde Ne Olur?
Kronik Glomerülonefrit Nedir? Sessiz İlerleyen Böbrek Hasarı ve Böbrek Yetmezliği Riski
**
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.
Kaynaklar
Akpolat, T. (2020). Glomerülonefritler ve kronik böbrek hastalığına ilerleme süreci. Türkiye Klinikleri Nefroloji Özel Sayısı, 13(1), 45–53.


[…] Kronik Glomerülonefrit Nedir? Sessiz İlerleyen Böbrek Hasarı ve Böbrek Yetmezliği Riski […]