Bu içerikle, zihinsel ve duygusal olarak çözülemeyen çatışmaların bedene nasıl yansıdığını, stres ve travmanın bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini ve somatik yaklaşımların iyileştirici rolünü öğreneceksiniz.
Bazı insanlar “Ben güçlü biriyim, dayanırım” der. Konuşmaz, anlatmaz, ağlamaz. Yaşananlar zihinde çözülmez, duygular ifade edilmez. Ama hiçbir şey gerçekten kaybolmaz. Zihin çözemediğini, bastırdığını ya da görmezden geldiğini bedene devreder. Tam bu noktada beden, insanın söyleyemediğini beden diliyle anlatmaya başlar.
Bu yazımda;
-
Çözülmemiş travmanın beyinde nasıl kodlandığını,
-
Duygusal çatışmaların bedene nasıl yansıdığını,
-
Somatizasyon, maskeli depresyon ve örtülü depresyon kavramlarını,
-
Stresin bağışıklık sistemi ve DNA üzerindeki etkilerini,
-
Somatik deneyimleme ve bedene odaklı yaklaşımların neden işe yaradığını
açıklayıcı ve bilimsel bir çerçevede ele alacağım.
İfade Edilemeyen Duygular Nereye Gider?
Zihin Çözemezse Beden Devreye Girer
İnsan zihni, yaşadığı her deneyimi anlamlandırmak ister. Anlamlandıramadığı, ifade edemediği ya da bastırdığı her duygu sinir sistemi için tamamlanmamış bir iş olarak kalır.
Beyin için şunlar arasında büyük fark yoktur.
-
Gerçek bir tehlike
-
Hatırlanan bir travma
-
Bastırılan yoğun bir duygu
Hepsi tehdit olarak algılanabilir.
Zihin bir duyguyu sözcüklere dökemezse, beden onu kas gerginliği, ağrı, sindirim sorunları, bağışıklık zayıflığı gibi yollarla dışa vurur. Bu yüzden psikosomatik belirtiler “mış gibi” değildir; gerçektir, hissedilirdir, biyolojiktir.
Çözülmemiş Travma Beyinde Nasıl Kodlanır?
Travma sadece büyük felaketler değildir.
-
Sürekli bastırılan öfke
-
Uzun süre ifade edilemeyen yas
-
Görmezden gelinen değersizlik hissi
-
Çocuklukta güvenli bağlanmanın kurulamaması
Bunların hepsi mikro travmalar olarak beyinde iz bırakır.
Travma çözülemediğinde beyin şu mesajı alır.
Bu tehdit hâlâ bitmedi.
Bu nedenle sinir sistemi sürekli tetikte kalır.
-
Kaslar gevşeyemez.
-
Uyku derinleşemez.
-
Sindirim sistemi rahat çalışamaz.
-
Bağışıklık sistemi dengede kalamaz.
Bu noktada beden, zihnin taşıyamadığı yükü üstlenir.
Duyguların Bedensel Haritası Tesadüf Değildir
Her duygunun bedende bir karşılığı vardır. %100 kural değildir ama klinik gözlemler ve bilimsel çalışmalar güçlü örüntüler gösterir.
Öfke ve Bastırılmış Gerilim
-
Mide problemleri
-
Bağırsak sorunları (IBS gibi)
-
Safra ve sindirim düzensizlikleri
Öfke dışa vurulamadığında içe döner. Vücut “hazmedememe” diliyle konuşur.
Sürekli Üzüntü ve Depresif Duygulanım
-
Bağışıklık sistemi zayıflığı
-
Sık enfeksiyonlar
-
Kronik yorgunluk
Uzun süreli üzüntü, immün sistemi baskılar. Kişi depresif olduğunu söylemeyebilir ama beden bunu yaşar.
Kaygı ve Güvensizlik
-
Boyun, omuz ve sırt kaslarında gerginlik
-
Çene sıkma, baş ağrısı
-
Nefes darlığı hissi
Sürekli tetikte olan sinir sistemi, kaslara “gevşeme” izni vermez.
Bastırılmış Travma ve Kronik Ağrı
-
Fibromiyalji
-
Yaygın kas ağrıları
-
Dokunmaya hassasiyet
Fibromiyalji birçok vakada sadece kas hastalığı değil, sinir sisteminin aşırı uyarılmış hâlinin bedensel ifadesidir.
Somatizasyon: Ruhun Bedenden Konuşması
Kişi der ki;
Ben depresyonda değilim.
Ama;
-
Bedeni sürekli ağrır.
-
Enerjisi yoktur.
-
Sindirimi bozuktur.
-
Bağışıklığı düşüktür.
Bu duruma;
-
Somatize depresyon
-
Maskeli depresyon
-
Örtülü depresyon
denir.
Depresyon burada duygu olarak değil, beden diliyle yaşanır. İç dünyada fırtına vardır ama bilinç düzeyinde inkâr ya da kopukluk olabilir.
Stres Neden Bağışıklık Sistemini Baskılar?
Uzun süreli stres, vücutta kortizol düzeylerini yükseltir. Kortizol kısa vadede hayat kurtarıcıdır; ama kronikleştiğinde;
-
İmmün süpresyon yapar.
-
Enflamasyonu bozar.
-
Hücresel onarımı yavaşlatır.
-
DNA hasarını artırır.
Bu noktada önemli bir kavram devreye girer:
Uyuyan hücrelerin uyanması.
Bağışıklık sistemi zayıfladığında, vücutta sessiz kalan problemli hücreler çoğalma şansı bulur. Bu durum tek başına kanser nedeni değildir ama zemini hazırlar.
Yani stres;
-
Tek başına hastalık yapmaz.
-
Ama savunma mekanizmasını zayıflatır.
Ruh Yaralanırsa Beden Neden Etkilenir?
Çünkü zihin, ruh ve beden ayrı sistemler değildir. Aynı ağın farklı düğümleridir.
Zihinsel olarak çözülemeyen bir durum;
-
Ruhsal düzeyde anlam kaybı yaratır.
-
Güven hissini zedeler.
-
Bedeni savunmaya geçirir.
Beden bu noktada “iyileşmek” değil, hayatta kalmak modundadır.
Somatik Deneyimleme Neden Etkilidir?
Somatik deneyimleme, kişinin hikâyesini anlatmasından çok bedensel farkındalığını artırmayı hedefler.
Bu yaklaşım şunu söyler.
Sorunu anlatmak yetmez, bedende nasıl tutulduğunu fark etmek gerekir.
Somatik Çalışmalarda Ne Yapılır?
-
Kas gerginliği bilinçli olarak fark edilir.
-
Omuz, boyun, çene gibi alanlardaki tutulum deneyimlenir.
-
Otogenik training benzeri tekniklerle bedensel regülasyon sağlanır.
-
Sinir sistemine “tehlike geçti” mesajı verilir.
Amaç, bastırılmış deneyimi yeniden travmatize etmek değil; bedenin kendi kendini tamamlamasına izin vermektir.
Beden Dili Bir Hastalık Değil, Bir Mesajdır
Bedenin verdiği belirtiler düşman değildir. Aksine çoğu zaman gecikmiş bir yardım çağrısıdır.
Ağrı diyor ki;
Burada bir yük var.
Yorgunluk diyor ki;
Artık dayanamıyorum.
Bağışıklık düşüklüğü diyor ki;
Sürekli tetikteyim.
İyileşme Nerede Başlar?
İyileşme;
-
Duyguları bastırmakta değil
-
Güçlü görünmekte değil
-
Her şeyi zihinde çözmeye çalışmakta değil
Bedeni dinlemekte başlar.
Zihinsel farkındalık + duygusal ifade + bedensel regülasyon birlikte olduğunda gerçek iyileşme mümkündür.
Beden Sustuklarını Unutmaz
İfade edilemeyen duygular kaybolmaz. Sadece şekil değiştirir.
Konuşulamayan şeyler ağrı olur.
Ağlanamayan yas yorgunluk olur.
Bastırılan öfke mide olur.
Görmezden gelinen travma kas olur.
Beden diliyle yaşanan şeyler, anlaşılmak ister.
Belki de iyileşme şu soruyla başlar.
Bedenim bana ne anlatmaya çalışıyor?
Ve belki de en şefkatli adım, bedeni susturmaya değil, dinlemeye karar vermektir.
Simbians Platformu ile doğru ve güncel verimlilik ve sağlık bilgisinin erişilebilir olmasını sağlıyoruz. Tüm içerikler sadece sağlık profesyonelleri ve tıbbi yazarlar tarafından hazırlanmaktadır.

